ŞİFALI BİTKİLER

ACI BAKLA Semen Lupini Seker hastaligina karsi kullanilir.
ACI YONGA Lignum Quassiae Istah açici, kuvvet verici, kurt ve ates düsürücü
ADAÇAYI Salvia officinalis Gaz söktürücü, antiseptik, kuvvet verici ve uyarici
ALIÇ Fructus Crataegi Özellikle kalp üzerinde etkili, idrar söktürücü, kabiz
ALTINOTU Herba Ceterachi Idrar söktürücü ve kabiz etkileri vardir. Basura karsi, haricen kullanilir.
AMBER Ambra Grisea Kasalot baligindan elde edilir. Kalbi kuvvetlendirir, istah açar ve cinsel arzuyu artirir.
ANASON Fructus Anisi Vulgaris Gaz söktürücü, istah açici, süt artirici ve uyku vericidir. ANDIZ KÖKÜ Radix Helenii Safra söktürücü, öksürük kesici, gögüs yumusatici,kuvvet verici ve kurt düsürücüdür.
ARDIÇ TOHUMU Fructus Juniperi Idrar artirici, terletici, midevî ve antiseptik özellikleri vardir.
ASPIR Flos Carthami Romatizma agrilarina karsi etkilidir. Dahilen terletici, kurt düsürücü ve adet getiricidir.
BALIKOTU Fructus Cocculi indici Dahilen kurt düsürücü, sara nöbetlerini azaltici olarak kullanilir. Tehlikeli bir drogdur.
BAMYA ÇIÇEGI Flos Hibisci Dahilen gögüs yumusatici, lapa halinde haricen çibanlari olgunlastiricidir.Kabizliga karsi etkili ve zararsiz bir drogdur.
BESBASE Rhizoma Polypodii Müshil, safra ve balgam söktürücü ve kurt düsürücü etkilere sahiptir.
BIBERIYE Folium Rosmarini Dahilen kabiz, hazim sistemi uyaricisi, safra artirici ve idrar söktürücü, haricen ise iltihapli yaralarin tedavisinde kullanilir.
BÖGÜRTLEN Folium Rubi Kabiz, kuvvet verici, idrar söktürücü ve seker hastaligina karsi kullanilir. Bademcik iltihaplarinda da gargara yapilir.
CIVAN PERÇEMI Herba Millefolii Idrar artirici, istah açici, gaz söktürücü, adet söktürücü ve yara iyilestiricidir.
ÇAKSIROTU KÖKÜ Ferulae meifoliae Cinsel kudreti artirici olarak etkilidir.
ÇAM SAKIZI Terebenthina Communis Solunum ve idrar yollari hastaliklarinda kullanilan etkili bir antiseptiktir.
ÇEKEM Fructus Visci albi Kabiz, idrar artirici, kusturucu, kuvvet verici ve tansiyon düsürücü etkileri vardir. Romatizma agrilarinda kullanilir.
ÇÖREKOTU Semen Nigellae Idrar ve süt artirici, istah açici ve adet söktürücüdür.
ÇÖVEN KÖKÜ Radix Saponariae albae Tedavide nadiren kullanilir. Bilhassa tahin helvasi yapiminda kullanilir. Idrar ve balgam söktürücüdür.
DAGÇAYI Sideritis Uyarici, gaz söktürücü, istah açici ve mide agrilarini kesici özelliklere sahiptirler.
DEFNE YAPRAGI Folium Lauri Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.
DEVE ÇÖKERTEN Fructus Tribuli Tas düsürücü, idrar söktürücü ve kuvvet verici olarak kullanilmaktadir.
DEMIR HINDI Pulpa Tamarindorum Müshil ve müleyyin bir etkiye sahiptir. Hiçbir tahris edici etkisi yoktur.
DENIZ KADAYIFI Carrageen Dahilen, çok kullanilan bir gögüs yumusatici ve öksürük kesicidir.
DEVE DIKENI Herba Cardui mariae Karaciger hastaliklarina karsi ve safra artirici olarak kullanilir.
DUT MEYVASI Fructus Mori nigri Meyvalardan hazirlanan surup, gargara halinde, agiz ve bogaz hastaliklarina (pamukçuk) karsi kullanilir.
EGIR KÖKÜ Rhizoma Calami aromatici Gaz söktürücü, terletici ve antispazmotiktir. Dahilen Prostat, haricen ise romatizma için kullanilir.
FESLEGEN Herba Basilici Yatistirici, midevi, idrar artirici ve gaz söktürücüdür.
FUNDA Herba Ericae Idrar yollari dezenfektani, idrar söktürücü ve kabiz etkilere sahiptir. GELINCIK Flos Rhoeados Yatistirici, öksürük kesici, gögüs yumusatici ve hafif uyutucu etkilere sahiptir.
GINSENG Ginseng Kalp kuvvetlendirici ve yorgunlugu gidericidir. Cinsel gücü artirici etkileri vardir.
GÜNLÜK Gummi Olibanum Dahilen kuvvet verici, yatistirici, kabiz, idrar artirici, adet söktürücü, adet getirici ve romatizma agrilarini dindiricidir.
HALILE (Kara-Sari) Fructus Myrobalani Sari halile müshil, Kara halile ise kabiz olarak kullanilir. Haricen ise yara iyilestiricidir.
HARDAL TOHUMU Sinapis nigrae Haricen lapasi, yakisi ve banyosu yapilir. Kani cilde toplamak ve agri kesmek için kullanilir.
HATMI ÇIÇEGI Flos Altheae Gögüs yumusatici ve tahrisleri gidericidir.
HAVACIVA Radix Alkannae Kabiz ve yara iyilestiricidir.
HAVUÇ TOHUMU Dauci carotae Midevi, gaz söktürücü, gebeligi önleyici ve cinsel gücü artiricidir.
HAYIT TOHUMU Agni-Casti idrar artirici, gaz söktürücü ve yatistiricidir.
HÜNNAP Jujubae Gögüs yumusatici, öksürük kesici, müshil ve kan temizleyicidir. Seker hastaligina karsi da kullanilir.
IHLAMUR Flos Tiliae Idrar artirici, terletici, yatistirici, uyutucu ve gögüs yumusaticidir. ISIRGAN Folium Urticae Yaprak veya kök, dahilen kan temizleyici, idrar artirici ve istah açicidir.
IGDE ÇIÇEGI Flos Elaeagni Kabiz, kuvvet verici ve antiseptiktir. C vitamini deposudur. Gribe karsi etkilidir.
KAFUR Camphora Sinir sistemi, solunum ve kalp üzerinde uyarici etkileri vardir.
KAKULE Cardamomi Istah açici, gaz söktürücü ve midevi etkilere sahiptir. Kahveye konur. KEBABIYE Cubebae Solunum sistemi antiseptigidir. Belsoguklugunda kullanilir.
KARANFIL Caryophyllus Uyarici, midevi ve antiseptik etkileri vardir.
KEKIK Herba Thymi Midevi, yatistirici, antiseptik etkileri vardir.
KEREVIZ TOHUMU Apii graveolentus Uyarici ve istah açicidir. Prostat için kullanilir. KETEN TOHUMU Semen Lini Müshil, sindirim sistemi iltihaplari ve tahrislerine karsi koruyucudur.
KINAKINA Cortex Chinae midevi, sitma ve gribal enfeksiyonlara karsi koruyucu, kalp yatistiricidir.
KISA MAHMUT Chamaedrys midevi, uyarici, seker hastaligina karsi etkilidir.
KIZILCIK Corni maris Etkili ve zararsiz bir ishal kesicidir.
KITRE Tragacantha Bogaz hastaliklari ve iltihaplarinda koruyucudur.
KUDRET NARI Momordicae charantiae Mide ve barsak ülserine karsi dahilen kullanilir. Yara, çiban ve ekzemalarda haricen kullanilir.
KUSBURNU Rosae caninae Bilhassa C vitamini bakimindan zengindir. Kabiz ve kuvvet vericidir. Seker hastaligina karsi da kullanilir.
LAVANTA Flos Lavandulae Idrar artirici, romatizma agrilarini dindirici, antiseptik, sinir ve kalp kuvvetlendiricidir.
MAHLEP Pruni mahaleb Afrodizyak, balgam söktürücü, nefes darligi ve prostat için, ayrica seker hastaligina karsi kullanilir.
MENENGIÇ Terebinthina Chia Dahilen idrar ve solunum yollari antiseptigi olarak kullanilir. MEYAN KÖKÜ Radix Liquiritiae Gögüs yumusatici, balgam söktürücü, tad düzeltici ve öksürük kesici etkileri vardir.
MISIR PÜSKÜLÜ Stylus Maydis Idrar söktürücü ve tas düsürücüdür.
MUSKAT Myristicae Gaz söktürücü ve antiseptik olarak bilhassa karin agrilari için kullanilir. MÜRSAFI Gummi Myrrihae Antiseptik ve uyaricidir. Bilhassa solunum yolu hastaliklarina karsi kullanilir.
NANE Folium Menthae Özellikle sinirsel kaynakli mide bulantilarini kesici olarak etkilidir. OGULOTU Folium Melissae Yatistirici, midevi, terletici ve antiseptiktir.
PAPATYA Chamomillae vulgaris Idrar artirici, yatistirici, safra söktürücü, bogaz iltihaplarinda ve iltihapli yaralara karsi etkilidir.
PELINOTU Herba Absinthii Midevi, ates düsürücü, adet getirici etkileri vardir.
REZENE Foeniculi Midevi, gaz söktürücü ve süt artiricidir.
SAFRAN Crocus Stigmata Uyarici, istah açici, adet söktürücü, koku ve renk vericidir. Degerli bir baharattir.
SALEP Tuber Salep Afrodizyak, kuvvet verici, çocuk ishallerini kesicidir.
SANDALOS Sandaraca Haricen ve dahilen romatizma agrilarini dindirici olarak etkilidir. SARI SABIR Aloe Kalin barsaga etkili bir müshildir.
SARI KANTARON Herba Hyperici Dahilen antispazmotik, kabiz, yatistirici, haricen ise antiseptik ve yara iyilestiricidir.
SERVI KOZALAGI Cupressi Çocuklarin gece isemelerinde, haricen basura ve kokulu ayak terlemelerine karsi kullanilir.
SINAMEKI Folium Sennae Kalin barsak üzerinde etkili olan, kuvvetli bir müshildir. SAHTERE Herbe Fumariae Idrar artirici, yatistirici, zayiflatici ve tansiyon düsürücüdür. SEYTAN TERSI Gummi Asa foetida Sinir sistemi yatistiricisi, hazmi kolaylastirici ve gaz söktürücüdür.
ÜZERLIK TOHUMU Semen Pegani Kurt düsürücü, adet söktürücü, uyusturucu, terletici ve yatistiricidir.
ZAHTER Saturejae hortensis Seker hastaligina karsi kullanilir.
ZENCEFIL Rhizoma Zingiberis Yatistirici ve gaz söktürücüdür.
ZERDEÇAL Curcuma longae Midevi, gaz söktürücü ve safra artiricidir.
ZULUMBA Rhizoma Zedoariae Istah açici, uyarici, idrar artirici, balgam ve gaz söktürücüdür.

 

 

AKUPUNKTUR

Klasik Çin tıbbında insan yasayan evrenin bir parçası olarak kabul edilir ve her şeyin içinde varolan evrensel gücün insanin da içinde bulunduğuna inanılır. “Chi” adi verilen bu enerji insan vücudunda “meridyen” denilen kanallarda dolaşır. Akupunktur yöntemi ile bu kanallarda meydana gelen enerji dolaşım engelini ortadan kaldırarak dengeyi sağlamak ve bu şekilde hastalığı önlemek amaçlanır.
İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir. Vücudumuzda bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır ki, bunlara “akupunktur noktaları” denir. Bu noktalar uyarılarak vücudumuzdaki enerji dolaşımı normale döndürülür ve hastalık hali ortadan kaldırılır. Böylece organizma ilaç tedavisine gerek kalmadan, kendi olanaklarıyla hastalığın ortadan kalkmasını sağlar. hastalığın belirtilerine değil, nedenine yönelik bir tedavi metodudur.
Hipokrat, canlıların kendi kendilerine iyi olma kudretlerinden ve iç hekimden bahseder. Paracelcus, “Hiçbir hayat sadece diş hekimin çabalarıyla varolamaz; diş hekim, iç hekime yardımcı olabilir.” der.
Akupunktur organizmanın kendi kendini tedavi ettiği bir metottur ve en önemli özelliği yan etkisinin olmamasıdır. Bu tedavi metodunu üç ana baslık altında toplayabiliriz:
Çeşitli hastalıkların tedavisi
Analjezi-anestezi
Alışkanlık tedavisi
Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde kullanılan ilaçsız tedavi yöntemi akupunktur, Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaktadır. Üniversitelerde ders olarak okutulan akupunktur, alternatif tip olarak değerlendirilmemelidir; binlerce yıllık geçmişiyle akupunktur tıbbin kendisidir.
AKUPUNKTURUN FELSEFESİ
Bati düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.
Düşünce temelindeki bu farklılıklar, tıbbi uygulamada da kendini gösterir. Bati tıbbi analitiktir; derin nedensel bağlantılara girer, ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin tıbbına göre hastalık belirli bir zamanda, belirli bir kişide ortaya çıkan bir olgudur. hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Buna göre, Tradisyonel Çin Tıbbı’nda mental (zihinsel), emosyonel (duygusal) ve fiziksel bulgular birlikte ele alınır.
Vücutta Yin ve Yang adi verilen birbirine zıt, ancak uyum içinde iki enedi vardır. Bunu gösteren ambleme Taiji (Büyük İkilem) denir. Siyah Yin’i, beyaz Yang’i simgeler. Ancak, Yin’in içinde Yang, Yang’in içinde de Yin vardır. Yin ve Yang’in dengelenmesi normalliğe, dengenin bozulması anormalliğe yol açar. Dengesiz Yin ve Yang, denge arayışı içerisinde sürekli kendilerini değiştirirler. Bu dengenin sağlanması için doktor iğneler ile, ilgili akupunktur noktalarını uyararak hastayı tedavi eder.
AKUPUNKTURUN TARİHÇESİ
Çin’de iğne ve isi anlamına gelen “Chen-chin” ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, “akupunktur” olarak adlandırılmıştır.
Tradisyonel Çin tıbbi (TCM), yaklaşık 3000 yıllık bir süre içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda tıbbi konuların anlatıldığı taslar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur. Noktaların yerleşimini gösteren semalar ilk olarak I.S. 317-581 yılları arasında çizilmiştir. Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması 1600’lü yıllara rastlar.
1972’de ABD Başkanı Richard Nixon beraberindeki büyük bir heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli doktorlar Amerikalı heyete “akupunktur anestezisi altında yapılan cerrahi bir operasyon” izletmişlerdir. Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.
UYARI NOKTALARI VE UYGULAMA
Uyarı noktaları
İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir. Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.
İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu uyaranı gerekli organlara ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.
Lazerle akupunktur
Lazer bir ışıktır. Bildiğimiz, kullandığımız ışığın konsantre edilmiş hali olduğu söylenebilir. Bazı hastalıkların tedavisinde ya da kimi zaman hastanın tercihi doğrultusunda iğne yerine lazer kullanılmakta, iğne batırılarak uyarı yapılacak noktaya lazerle uyarı verilmektedir. Özellikle ameliyatlar ve kazalar sonrası kalan izlere karşı lazerle akupunktur son derece etkili sonuçlar vermektedir. Ayrıca, çocukların tedavisinde iğneye alternatif olmaktadır.
nasıl iğne?
Eskiden Çinliler sivri tas parçaları kullanmaktaydi. Bangkok’ta ise bu amaçla bambu kamisinin kullanildigi biliniyor. Akupunktur yöntemi ile tedavide önceleri altin kullanilmistir. Altinin elektirik potansiyel farkini alisi ve düzeltisi çok önemlidir. Bu yüzden altinla tedavi uygulanan hasta çok daha kolay ve çabuk iyilesme göstermektedir. Ancak bütün bu olumlu özelliklerine karsin altinin oldukça pahali ve yumusak bir madde olmasi dolayisiyla akupunktur sirasinda vücuda uygulanmasi, gereken noktalara batirilmasi zor olmaktadir. Buna bir çözüm yolu bulmak amaciyla, altini iğne haline getirirken içine bazi metaller konmustur. Altinin pozitif bir etkisi vardır. Gümüs de çok iyi bir akupunktur ignesi olmasina ragmen, biraz negatiflige yönelik bir özellik göstermektedir. Günümüzde ise, dünyada altin ya da gümüs iğne kullanilmamaktadir. Elektrigi altin kadar iyi ileten standart bir çeligin üretilmesi ile bütün dünyada bu yeni metal kullanilmaya baslanmistir.
AKUPUNKTURDA KULAĞIN ÖNEMİ
Kulakta bedenin hemen hemen her uzvuyla ilgili bir akupunktur noktasi bulmaktadir. Örnegin, insanin bagirsagi, kalbi, karacigeri ile ilgili noktalar kulaginda mevcuttur. Bu yüzden akupunktur tedavisinde vücutla beraber veya tek basina kulaktaki noktalar kullanilmaktadir. Öte yandan kulagin bu özelliği, hastalığın belirlenmesine, deteksiyona yardımcı olmaktadir.
AKUPUNKTUR VE ZAYIFLAMA
Sismanlik (Obezite)
Sismanlik, vücutta yag dokusunun normalden fazla olmasiyla karakterize bir hastaliktir.
Sisman bir kisi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiginde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti yoktur. Ancak, diger yandan tip II seker hastaligi tanisi konmus hastalarin % 60’i sismandir. Yine, vücuttaki yag dokusunun artmasi ile, hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp-damar hastaliklarinin ortaya çikmasi ya da agirlasmasi arasinda dogrudan bir ilişki oldugu bilinmektedir.
Pekiyi, öyleyse neden gereginden fazla besin tüketiriz? Sismanladigimizi göre göre neden buna devam ederiz? Bu sorularin yanitlari arastirilmis ve obez kisilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarildiklari, damak tatlarinin daha gelismis oldugu, daha geç doyduklari ve yemek yeme isinin günlük yasamlari içinde kafalarini daha fazla mesgul ettiği gözlenmistir.
Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmasik sistem sismanligin olusmasinda rol oynar. Aile yapisi, beslenme aliskanliklari, yasam tarzi, psikolojik sorunlar bu karmasik sistemin herhangi bir basamaginda etkili olarak sismanliga giden yolu açar.
Obezite bir hastalık oldugu için, bir diyet uygulayiverip birakmakla ortadan kaldirilamaz. Yeni beslenme aliskanliklari ve yeni bir yasam sekli gerektirir. Obezitenin de, seker hastaligi ya da yüksek tansiyon gibi, yasam boyu takip edilmesi gerekir.
Sismanlik sikligi dünyada gittikçe artmaktadir. Ortalama siklik % 25 olarak verilmektedir; bu yüzdeye sisman olmayip ideal kilosunun üzerinde olanlar da katilinca oran % 50’ye ulasmaktadir.
Obezite sikliginin artmasinin nedenleri:
- Sosyo-kültürel faktörler,
- Biyolojik faktörler,
- Davranissal faktörler,
- Gida çesit ve aliminin artmasi ve kolaylasmasi,
- Alkol tüketiminin artmasi,
- Teknolojinin ilerlemesi ile günlük enedi tüketiminin azalmasi,
- Özellikle çocukluk çaginda bilgisayar ve televizyon karsisinda geçerilen zamanin artmasi ile yagli ve katkili yiyecek tüketiminin artmasi.
Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucunda yakilir ve bu yanmadan elde edilen isi ve enedi, hayatsal fonksiyonlarin islemesi için kullanilir. Metabolizma hizini, vücut kendisi ayarlar; Yani vücut az ya da çok enerji harcayabilme yetenegine sahiptir. Ancak, harcanacak enedi miktari vücudun alisik oldugu kilosunu korumaya yönelik olarak ayarlanmistir. Bu nedenle kilo vermek amaciyla az kalori alindiginda, metabolizma hizi düser ve bünye kilo kaybetmemek için kendini korumaya çalisir. Vücudumuz, kendi alisik oldugu kilosunu koruma çabasindadir.
Diyet yapan birçok kisi çok az yedikleri halde, çok yavas zayifladiklarindan yakinirlar ve çogu zaman da sabredemeyerek diyete son verirler. Bundan sonra da eskisi gibi yemeye baslayinca, verilen kilolar çok daha hizli bir sekilde geri alınır ve eski kiloya ulasilinca kilo artisi durur.
Bunun benzeri bir durum kilo almak isteyenlerde de görülür; günlük gida miktarlarinin iki veya üç katini yeseler bile çok az kilo alabilirler.
Vücudun kilo vermeye gösterdigi bu direnç, insanoglunun binlerce yıllık geçmisinde yasadigi dogal afetler, savaslar, hastaliklar nedeniyle aç kalmaktan ortaya çikmistir. Ne yazik ki, 20. yüzyilin sonunda bile dünyada açlik çeken bölgeler vardır.
Sonuç olarak sunlari söyleyebiliriz:
Kilo vermek için çok aceleci olmamak gerekir. Haftada 15 kg. verdiren mucize diyetler son derece sakincalidir ve bu derece hassas çalisan bir metabolizmayi bozmaktan baska ise yaramaz. Günlük 1000 kalori altindaki diyetler kalp kasinda hasarlara neden olacak ölümlere yol açabilir. Haftada 0.5- 1 kg. vermeyi saglayan diyetler güvenli oldugu kadar, kalici sonuçlar da sağlar. Daha hizli kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçeklestirebilirler.
Pratikte sismanligin ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır:
1. BMI (Beden Kitle Indeksi) = Vücut agirligi (kg.) / boy² (m²)
BMITani<19 zayif19-25normal25-30fazla kilolu30-40 sisman (obez)>40 çok sisman (morbid obez)2. Bel çevresi ölçümü: Erkeklerde 102 cm., kadinlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir.
Beden kitle indeksi ve bel çevresi ölçümü arttikça, ortaya çikacak tıbbi sorunlarin en önemlileri sunlardir:
- Kalp-damar hastaliklari
- Tip II seker hastaligi
- Hipertansiyon
- Safra taslari olusumu
- Karaciger yaglanmasi
- Uyku ve solunum problemleri
- Eklemlerde dejeneratif degisiklikler; özellikle bel, diz, kalça gibi vücut yükünü tasiyan eklemlerde kireçlenme.
Akupunktur ve Zayiflama
Bilindigi gibi akupunktur aliskanlik tedavilerinde kullanilir. Kilo verme de beslenme aliskanliklarinin ve yasam tarzinin degistirilmesi ile mümkün olduguna göre, bu yeni aliskanliklarin edinilmesi sirasinda, akupunktur hastaya çok büyük kolayliklar sağlar.
Istahi düzenler ve yemeklere saldirma güdüsünü ortadan kaldirir.
Mide asiditesi kontrol altina alinarak, mide kazinmasi, yanmasi gibi sorunlar engellenir.
Düsük kalorili beslenmeden dolayi yasanabilecek halsizlik önlenir.
Metabolizma hizini düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptigi diyetlerden daha kolay kilo vermeyi basarir.
Akupunktur tedavisi sirasinda, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadir. Bu hormonlar diyet yapan kisiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kisi, eski yemek yeme zevkinin kisitlanmasindan dolayi huzursuzluk ve tedirginlik yasamaz.
30- 40 kg. fazlasi olan hastalarin tabii ki uzun bir zaman diyet yapmalari gerekir. Ancak, çogu insanda böyle bir sabir olmadigi için, her pazartesi baslanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sik sik yapilan diyet denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da zorlasir. Iste, bu gibi hastalarda akupunktur inanilmaz basarilar sağlar ve hasta 1 yila kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanin uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattigi sedatif ve trankilizan etkiden dolayidir. Ayrica hasta kilolarinin eridigini gördükçe daha çok motive olup, bu ise dört elle sarilmaktadir.
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Yapmaniz gereken tek sey sigarayi birakmaya karar vermektir. Bu, insanin yasaminda alabilecegi en önemli kararlardan biridir. Bu karari verdikten sonra, akupunktur, size sigarayi birakmanizda büyük kolaylik saglayacaktir.
Insanlarda serotonin ve endorfin adi verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlik, hosluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atinca, mutlu bir haber alinca ya da çikolata veya güzel bir tatli yiyince, bir yeriniz aciyinca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin - endorfin salgilama isini sigara üstlendiginden vücut otonomisini kaybetmistir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, iste, açiklamasi budur.
Sigarayi birakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgilama isini gerçeklestiremediginden vücut oldukça zor anlar yasar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya baslar.
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanin yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayi birakmasi çok kolaylasir. Akupunktur ile tedavi, kisinin sigara içmemekten dolayi olusabilecek sikayetleri ortadan kaldirir. Böylece sigara içmemeye karar vermis olan kisi, bunu hiç zorlanmadan basarir; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgilamasi için uyarir ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanir.
Akupunktur ile kaç seansta sigara birakilabilir?
Üç gün üst üste 20 dk.lik 3 seans tedavi uygulanir. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altindadir. Daha sonra hastanin bagimlilik derecesiyle baglantili olarak ek seanslar yapilabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatlari kullanilmamasi gerekir. Aksi halde, basladigimiz noktaya geri döneriz.
Akupunktur tedavisi ile sigarayi birakmada basari orani nedir?
%90 - 95 gibi yüksek bir basari orani vardır.
Sigara neden zararli?
Tütün kullanimi yaklaşık 200 yil öncesine kadar gidiyor. Ilk zamanlarda tütünün sagliga iyi geldigi düsünülüyordu. Sigaranin zararlari 1950’li yillara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yillarda yapilan arastirmalar, sigaranin insan sagligina gerçekten zararli oldugunu ortaya çikardi. Sigara dumaninda saglik açisindan zararli yüzlerce (bu sayi abartilmamistir) madde bulunmaktadir. Örnek vermek gerekirse, bunlarin en çok bilinenlerinden birkaç tanesi ; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar...
Bunlarin bir çogu kanserojendir. Ayrica tütün ve sigaranin sarildigi kagidin yanmasindan dolayi açiga çıkan maddeler ve katran da yine konserojen maddeler arasindadir.
Kalip - Damar sagligi açisindan özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artislarini hizlandirir, tansiyonu yükseltir, kan pihtilasmasini arttirir. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacini arttirir. Bütün yanma olaylarinda açiga çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleserek kanda bulunan oksijen miktarini düsürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmis olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve isi çok daha zorlasir.
Sigara kullanimi ile dogrudan ilişkisi oldugu kanitlanmis hastaliklari söyle siraliyalim: Agiz kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciger hastaliklari, kalp ve damar hastaliklari, ülser, mesane kanseri.
Dünya Saglik Örgütü’ne göre dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkekleri %47si, kadinlarin %12’si sigara tiryakisi. Ayrica, son yillarda sigara içen kadinlarin sayisinda nispeten daha fazla bir artis oldugu gözlemlenmektedir. Bu da dünyaya yeni gelecek nesillerin sagligini direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yilda 3 milyon kisi sigaraya bagli hastaliklar nedeniyle ölmektedir.
Simdi hemen yeri gelmisken önemli bir konuya deginmek gerekiyor. Örnegin; akciger kanserinin sigaraya bagli olarak meydana geldigi heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciger kanserinden ölen bir tanidiginizin hiç sigara içmedigini biliyorsunuz ve uzmanlarin biraz fazla abarttigini düsünüyorsunuz. Bunun açiklamasi söyle: Akciger kanserinin 4 türü vardır; hatta bunlarin da alt gruplari vardır. Bunlarin içinde sigara kullanimi ile dogrudan ilgili olanlar (%60) zaten en sik görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.
Ingiltere’de yapilan bir arastirmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’i, daha emeklilik yasina gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.
Bir de pasif içici kavrami var. Sigarayi içen kisi, eger filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararli maddenin geçisini engelleyebilir. Halbuki sigaranin ucundan havaya karisan duman hiçbir süzgeçten geçmedigi için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kisiler de tehlike altindadir. Ayrica unutmamak gerekir ki, sigarayi içen kisi de havaya yayilan bu dumani yine solumaktadir. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarimiz bronsit ve zatürre gibi solunum yolu hastaliklarina daha sik yakalanirlar. Pasif içici olduklarindan akciger kanseri açisindan risk grubundadirlar ve ileride sigara içmeye daha çok egimli olurlar.
Özellikle gelismis ülkelerde kamuoyuna yansiyan bu sonuçlar ve alinan tedbirler sonucunda sigara kullanimi %50 ye varan oranlarda azaltilmistir. ABD, Ingiltere, Kanada bu konuda basarili ülkeler arasindadir.
Öte yandan, ayni zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelismekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarini büyütme çabasi içindedirler.
Sigarayi birakan bir insanin vücudunda ne gibi olumlu gelismeler olur?
20 dk sonra tansiyon ve nabiz normale döner.
8 saat sonra vücut kendini yenilemeye baslar. Kan oksijeni normal düzeye çikar.
24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya baslar. 1 yil sonra yariya düser.
48 saat sonra duyu organlari iyi çalismaya baslar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
72 saat sonra Akciger kapasitesi artar, solunum rahatlar.
2 hafta sonra efor kapasitesi artar (Yürüme, merdiven çikma…).
1-9 ay içinde akciger hücreleri yenilenir. Akciger hastaliklari (zatürre gibi) riski azaltir. Öksürük, nefes darligi düzelir.
5 yil sonra agiz, bogaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalir.
Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalir.
Sindirim sistemi ülseri riski azalir.
Sigara gebelikten önce ya da gebeligin ilk 3 ayinda birakilirsa erken dogum riski ve düsük dogum kilolu bebek dogurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
Koroner kalp hastaligi riski sigaranin birakilmasindan 15 yil sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
Ayni evde yasayan küçük cocuklar ve bebeklerin, solunum yolu hastaliklarina yakalanma riski azalir.
Sigara içen bir kisiyi birakmaya iten nedenler nelerdir?
Sigaraya bagli bir hastalığın ortaya çikmasi.
Fiyatin pahali gelmesi.
Sigaranin zararlari hakkindaki yayinlar.
Çevresi tarafindan birakmaya yönelik tesvik, kinama.
Kapali yerlerde sigara içiminin yasaklanmasi.
Gelismis ülkelerde sigaranin zararlari hakkindaki yazilar, sigaranin fiyati, kinama ve yasaklamalar etkili olmaktadir; ancak, bizim insanimizi bir hastalığın ortaya çikmasi daha çok etkilemektedir. Örnegin, kalp krizi geçirmis veya by-pass ameliyati olmus hastalarin sigarayi birakma oranlari yüksektir ve basarilidir.
Sigarayi birakma yollari nelerdir?
Akupunktur,
Grup Terapisi,
Hipnoz,
Kisisel çaba ile birakma,
Farmokolojik tedavi.
Sigarayi birakmak isteyenlerin yasadiklari tipik kaygi ve sorunlar nelerdir?
Sigarayi azaltmak mi, tamamen birakmak mi? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çogunlukla basarisizlikla sonuçlanir. Sigara miktari yine arttirilir.
Ara ara sigara içmek: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatirlatir. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüsür. Halbuki sigara içilmemesine alismak daha kolaydir.
Çevre baskisi: Sigarayi birakanlarin çogu çevresi tarafindan adeta tekrar içmeye zorlanir. Bu, sigara içenlerin bir kisiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kisa bir zaman içinde arkadaslariniz da sigara içmediginizi kabullenip sizi rahat birakacaklardir.
Katran ve nikotin düzeyi düsük (light) sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttirilarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten “tehlikesiz sigara” yoktur.
Sorumlulugu baskasina yikmak: Çogu kisi sevdigi birisi onu desteklemezse sigarayy birakmaktan kaçar. Hatta deneyip de basarisiz olursa baskasini suçlar. Oysa sigarayi birakmak öncelikle kisisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi basarmalisiniz.
Sismanlama korkusu: Gerçekte sigarayi birakanlarin sadece 1/3’ü kilo alir ve bu fark gerçekte 3- 4 kg. kadardir. Bundan daha fazla alinan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayi elde ve agizda tutmak aliskanliginin yerini alan, abur cubur atistirma aliskanligidir. Oysa, gerçekte sigarayi birakmaktan dolayi ilk günlerde açilan istah, kisa bir süre sonra normale döner.
Yoksunluk belirtileri: Siddetli nikotin arayışı, gerginlik, kizginlik, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, istah artisi ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardigini gösterir. Örnegin, öksürük ve balgam artisi, solunum yollarindaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye baslamasindan kaynaklanir. Yoksunluk belirtileri sigara birakanlarin 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde siddetlidir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.
AKUPUNKTURLA TEDAVİ EDİLEN HASTALIKLAR
WHO- Dünya Saglik Örgütü’nün yayinladigi raporlara göre, akupunktur yan etkisi olmayan bir metottur. Akupunktur konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bu tedavi yöntemini uygulayan merkezlerin güvenirligidir.
Akupunkturla Tedavi Edilen Hastaliklar (WHO):
Solunum Yolu Hastaliklari: Astim - Bronsit - Sinüzit - Larenjit - Farenjit - Tonsillit - Soguk alginligi
Sindirim Sistemi Hastaliklari: Aft - diş Agrisi - Gingivit (diseti yangisi) - Yemek borusu ve kardia spazmi - Gastrit - Ülser - Kabizlik - Ishal - Kolit
Üro-genital Sistem Hastaliklari: Enüresis nokturna (gece altini islatma) - Sistit - Adet düzensizligi - Agrili adet - Kisirlik (infertilite)
Endokrin Hastaliklar: Guatr - Diabet (seker hastaligi)
Cilt Hastaliklari: Akne - Psöriazis (sedef) - Zona ve sekeli - Vitiligo - Ürtiker - Ekzema
Nörolojik Hastaliklar: Migren ve diger bas agrilari - Fascial paralizi (yüz felci) - Trigeminal nevraji - Dupuytren kontraktörü - Kas hastaliklari - Serebral Palsy - Meniere hastaligi
Psikiatrik Hastaliklar: Stres - Depresyon - Uyku bozukluklari - Psikosomatik hastaliklar - Kekemelik - Tikler
Kalp-Damar Hastaliklari: Tasikardi - Ritm bozuklugu - Hipertansiyon - Hipotansiyon
Romatizmal Hastaliklar: Romatoid Artrid - Behçet - Lupus - Raynaud hastaligi - Tennis elbow - Artozlar (kireçlenme) - Boyun-bel-diz agrilari
Aliskanliklar: Sigara - Alkol
Alerjiler
Diger: Kronik yorgunluk - El-ayak yanmalari - Asiri terleme - Sellülit - Obezite (sismanlik)

 

HİPNOTERAPİ

Hipnozun Tanımı
Tüm fonksiyonlarin çalistigi, bilincin açik oldugu bir konumda; kesinlikle uyku hali olmadan; istekle elde edilen bir konsantrasyondur.

“Insanoglu sinirsiz bir potansiyele sahiptir. Arzulariniz, gerçeklesmek için sadece bazi uyarilar beklemektedir. Siz bu kapinin anahtarina sahipsiniz. Sadece ve sadece siz. Hipnoz sirasinda söylenenler sizin bilinçli zihniniz den geçer ve “bilinçli zihninize” uyari verir. Bilinçalti ise hafizanin yerlestigi yerdir. Hafiza ise bedeni-sürecin bir anahtaridir. O sizin kalbinizi regüle eder, hazim sisteminizin kimyasal yönünü etkiler ve sanki çok yönlü bir bilgisayar gibi, duyu organlarindan gelen uyarilari analiz eder. Bilinçaltiniz sihirli bir gücünüzdür ve sizin derinliklerinizde yatar. Bilinçaltiniz ona verdiginiz telkinleri kabul edecek ve sonra onlar realite haline dönüsecektir. Eger telkinler pozitif ve baskin (dominant) ise, hipnozdaki gibi görsel imaj ile beraber olursa, sonuç daha da kesinlesecektir. Hipnoz sirasinda, evvela sizin bilincinize bir seri telkinler verilir ve böylece rahatlama saglanir. Uyku sirasinda ise bu dogal uyku da olsa, bilinçalti hiç uyumadigi için ona bu uyari ulasir ve bilinçli yönünüzün engeli olmaksizin bu sözler oldugu gibi bilinçaltina gider. Surasi kesindir ki bu telkinler, uyku halinde iken teyp ile tekrarlanirsa bunlar bilinçaltina pekistirilir. Telkinler pozitif oldugu için kiside degisiklikler olacaktir. Günümüzde hipnoz tekrarlandiginda bu mesaj bilince ve bilinçaltina da gidecek ve gece ise bilinç disi onu adeta sindirecektir. Hipnoz hem gece ve hem de gündüz tekrarlandiginda bilinçli ve bilinç disi zeka bir ahenk halinde çalisacaktir. Sonuçta sihirli bir seymis gibi isteginiz dogrultusunda bir düzelme olacaktir. Siz bu ögrenmeyi tamamladiktan sonra onu yasantinizin her anina uygulayabilir ve esdegerde sonuçlar alabilirsiniz. Bu yönde gelistirdiginiz sey sizin dünyanizdir. Artik onu istediginiz sekilde programlayabilirsiniz. Kendi dünyaniza bir göz atilin, hangi yönlerden degistirmek istiyorsunuz, terk etmek isteginiz huylar gelistirmek istediginiz yönler v.s.
Hipnozun Yapisi
Yazmak, okumak, ata ve bisiklete binmek, araba sürmek, müzik aleti çalmak gibi bir çok hünerlerin üstesinden gelmis durumdasiniz. Herkes bu marifetleri öylesine dogal hissedebilirki; siz bu marifetler hakkinda düsünmek ihtiyacini bile hissetmeyeceksiniz. Yani bu marifetleri kesfetmede yeteneginizi engelleyecek herhangi bir kaza olmadan bunlari düsünmek zorunda kalmayacaksiniz. Böylece, bir çok siradan yetenek göz önünde bulundurulmayacaktir. Artik her zaman düsünüp pratik yapacaksiniz ve hipnozu çatal kullaniyor gibi ögreneceksiniz, tabi ki onun olmasini isteyecek ve pratik yapacaksaniz.
Birçok hünerler zihinle ilgilidir, örnegin telefon numarasini hatirlamak , bir dili anlamak, matematiksel hesaplari yapmak gibi. Hipnozda zihinle ilgili bir hünerdir. Normal bir zeka ve yeterince güdü sahibi olan herkes hipnozu rahatça ögrenebilir.
Kisilerin hipnoz yetenegini karsilastirmak için bir çok dereceler gelistirildi. Örnegin birinin hipnotik kapasitesi gözlerinin basinin arkasina dogru çevirmesi ile karsilastirilabilir. Diger bir karsilastirma ise kisiye kolunu belirli bir seviyeye kaldirilmasi telkininde bulunuldugu zaman kisinin kolu helyum balona takilmis gibi yükselir. Konu ile ilgili detayli bilgi diger kitaplarimizda mevcuttur.
Hipnotik fenomenlerin hepsinin olmasa bile, çogunun günlük hayatta arasira görüldügünü ve onlari herkesin tekrar tekrar yasadigini hatirlamakta fayda vardir. Bilinçli beklenti duyusal uyaranlar yaratabilir veya miktarlarini artirabilir. Dövülen çocuk elin vurusunu gerçek temastan önce hisseder, disçi sandalyesinde kivranan sahis, dönen matkabin disine temasindan önce agri duyar. Aksine derin konsantrasyon duyusal uyaranlari azaltabilir veya yok edebilir. Radyo ve televizyonu farketmeyecek kadar düsünceye dalabilirsiniz.
Kendisini tamamen yarisa vermis bir atlet, müsabaka bitene kadar agrili bir yaranin farkina varmayabilir. Agrili bir ayak sigili olan genç bayan, kendisini büyüleyen erkek arkadasinin kollarinda neseyle dans ederken lezyonun hiç farkinda degildir, ancak ayni lezyon çalisirken dayanilmaz derecede agrilidir. Bu sebeple, bilinçli düsünceler duyusal uyaranlarin siddetini etkileyebilir, fakat hipnotik durumdaki bilinçaltina yönelik düsünceler ve telkinler kadar etkili olamaz.
Aksine, hipnoz sirasinda telkinle sikayetler meydana getirilebilir, hemen ortadan kaldirilabilir. Hipnozdaki bir sahis uygun telkinlerle bilinçaltinin güçlü kaynaklariyla baglanti kurabilir ve normal bilinçli durumda imkansiz olan ruhsal ve fiziksel basarilar gösterebilir. Hasta uzak geçmiste sakli olaylari yeniden yasayabilir veya kaslarin ve organlarin gücü üstünde sasirtici hareketler yapabilir.
Kalp ve solunum hizlari, kan basinci, bagirsak hareketler, terleme, mide sekresyonu, mizac degisiklikleri, deri sicakligi, menstrüel siklus vs. gibi bazi fizyolojik aktiviteler, dogrudan veya dolayli telkinle degistirilebilir. Reaksiyonun kesin sekli hasta hipnozdayken mevcut ruh durumu veya yaklasim sekline baglidir. Örnegin, korku kendisini öfkeden daha degisik sekilde açiga vurur. Bazen, bir analizin yapildigi esnada, hasta ard arda degisik ruh durumlari gösterebilir. Bu, hipnotik durumun dinamik yapisini iyice gösteriyor.
Bir sahis hipnotik transtayken bilinçalti hassaslasir ve etkilenerek harekete geçirilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, sahsin telkine karsi artmis cevabidir. Hipnoterapinin basarisi hipnoterapistin mantikli telkinler yapmadaki ustaligina ve yetenegine baglidir. Hastanin bir otomat olmadigi daima akilda tutulmali ve emirle yöneltilmemelidir.
Hipnotik telkin iki yolla çalisir, sikayetler meydana getirilebilir veya kaybedilebilir. Hemen göze çarpan temel özellik, sahsin telkine karsi artmis cevabidir. Hipnoterapinin basarisi hipnoterapistin mantikli telkinler yapmadaki ustaligina ve yetenegine baglidir. Denegin bir otomat olmadigi daima akilda tutulmali ve emirle yönetilmemelidir.
Hipnotik telkin iki yolla çalisir, semptomlar meydana getirebilir veya kaybedilebilir. Hipnoz sonrasi uygulanmak üzere verilen telkinle normal bir denekte kasinti meydana getirilebilmesi ilginçtir. Hasta hipnotik transta bir telkin yapildiginda apaçik hatirlar ve çok saçma olmasina ragmen, hasta genellikle gerçekten kendisinde kasinti oldugunu ve kasinmaya mecbur kaldigini büyük bir hayretle görür.
Yaptigi fenomenleri hipnozun nasil ve niçin meydana getirdigini çok az izah edebilmekteyiz. Birçok teoriler teklif edildi ancak hiçbiri genel kabul görmedi. Birçok psikolojik faktörler ise karisir ve fizyolojik faktörlerin önemli bir rol oynadigi (Muhtemelen bazi kortikal beyin degisiklikleri oldugu) konusunda pek çok kanit vardir.
Kanitlar, hipnozun subkortikal aktiviteyi ve diger korteks sahalarinda bagimsiz olarak çalisabilen bazi korteks sahalarini ilgilendirdigini gösteriyor
Hipnozun Trans Derinlikleri

TRANS DURUMU: Hipnozla meydana getirilen trans hali üç asamadir.
1- hafif trans
2- orta trans
3- derin trans
Hafif transda gözler agirlasip kapanir,telkine yatkinlik minumum düzeydedir.Söylediklerinizi hayal edip canlandiramaz.sadece karanlikta oldugunu söyler. Orta transda gözler agirlasip kapanir.Vücut verilen telkinlerin etkisiyle agirlasir ve uzuvlar oynatilamaz.Telkine yatkinlik orta derecededir.Telkinle tasvir ettiginiz bir ortami gözlerinin önünde canlandiramaz.Hayal etmesini söylediginizde zihninde canlandirabilir.Anestezi kismen gerçeklestirilir. Derin transda ilk iki trans haline ilaveten vücudunun kontrol altinda oldugu ve ayaklarindan itibaren basina dogru bir gücün etkisi altinda oldugu telkini verilince hemen onaylar.Tam teslimiyet söz konusudur.Tasvir edilen bir ortami hemen gözlerinin önünde canlandirir.Kendiside o ortamin içinde yer alir.Trans hali manyetik paslarla daha da derinlestirilir. Derin transa ulasmis kisiye hemen her sey yaptirilabilir.Tibbi açidan anestezi uygulanabilir,psikolojik problemler tedavi edilebilir.Hipnodrama uygulanarak geçmise gidip yasadigi üzüntüler,sevinçler tekrar yasatilabilir.Ruhun bedenle birlestigi andan itibaren yasadigimiz,gördügümüz,duydugumuz her sey bilinç altimizda kayitlidir.Ben bunu bilgisayarlarin hard diskine benzetiyorum.Gerekli durumlarda gerekli bilgiye ulasmanin yoluda günlük hayatta hatirlama ile hipnoz altinda ise direk ulasma ile gerçeklesmektedir. Insan arapça bir kelimedir.Kökü ,unutmak ve unutandan gelir.Yaratilis olarak yasadigimiz,gördügümüz,duydugumuz her olayi unutmak gerektiginde hatirlamakla görevliyiz.Mazalllah her seyi hatirlayacak olsaydik bu dünya hayati çekilir miydi?O nedenle isimize yaramayan belgeler bilgisayarlardaki geri dönüsüm kutusu gibi gerektiginde çagrilmak üzere art bellegimize yerlestirilir. Art bellegimizdeki bilgilere psikianalitik yöntemin serbest çagrisim metoduylada ulasabiliriz.Ancak sansimiz yardim ederse istedigimiz bilgiye hemen ulasabilecegimiz gibi yillarca da sürebilir. Bir çok sujemizle yaptigimiz deneyimler göstermistirki dogum aninda çevresinde bulunanlardan,müslüman ise kulagina ezan okunarak adinin konmasina,kendisinin unuttugu ailesinin hatirlamakta güçlük çektigi bir olayi saniyesi saniyesine hipnoz altinda hatirliyabilmektedir.Ki bu olay dogdugu andan o anki yasina kadar geçerlidir. Hipnoz ile elde edilen trans durumunda suje ve hipnozu yapan doktor söz konusudur.Ayni trans durumunu belli teknikleri ögrenerek kisi kendisi tek basina da yapabilir.(oto hipnoz)Dini ayinlerde de zikr ile trans hali olusur ve agriya duyarsizlik gerçeklestirilir.Yine zikr ile kisi tek basina transa geçebilir.Budizm kaynakli yoga ve meditasyonda oto hipnozun örnekleridir.
Hipnotik Trans Halinde Neler Yasanir?
Hipnozda Gevseme
-Hipnozda en kolay elde edilen ve en sik gözlemlenen sey hastadaki huzur, sakinlik ve gevsemedir. Danisanlarim siklikla daha önce hiç bu kadar gevsemediklerini ifade ederler. Stres çaginda derin gevseme olan hipnoza ne kadar fazla ihtiyaç duyuldugunu buradan anlayabiliriz. Hipnoz tüm vücutta ve ruhta hissedilen derin bir gevsemedir. Hipnoz, bilimin buldugu nonfarmakolojik en etkili ajandir. Düsünce Sürecinde Meydana Gelen Degisiklikler.
Hipnozda düsünce süreci yavaslar ancak yok olmaz. Düsünce derinlesir. Dikkat ve konsantrasyon hipnoz esnasinda yogundur. Belki de bundan dolayi bazi danisanlar etrafta meydana gelen degisikliklere fazla aldirmazlar.
Duygusal Degisiklikler
Hipnozla hastanin duygu durumunda degisiklikler meydana getirmek mümkündür. Öyle ki danisanin bazen seans boyunca tek bir duyguyu yasamasi ve hissetmesi saglanabilir.
Örnek:
Morali bozulmus birisine seans boyunca iyimserlik duygusunu yasamasi telkin edilebilir. Bazi hastalar bunu rahatlikla yerine getirebilirken bazilarina da yasadiklari mutlu olaylar hatirlatarak hipnotist yardim edebilir.
Hipnozda telkin edilen ve yasatilan duygusal degisiklikler, hipnozdan sonrada devam etme egilimindedirler.
Degistirilmis Farkindalik (Modified Awarenes)
Burada önemli olan nokta farkindaligin bir sekilde degistirilmis olmasidir.
Hipnozda farkindalik bir seye
-Odaklanabilir,
-Dagilabilir,
-Içe yönelmis,(psikolojik sorunlarda genellikle)
-Disa yönelmis,
-Bölünmüs olabilir. Hipnoz Farkindaliktir (Dr.Ali Özden Öztürk)
Örnek:
Hastanin "Sizi dinliyordum ama bir parçam baska bir yerlerdeydi" seklindeki sözleri farkindaligin bölünmesini örnek olarak verilebilir.
Psikomotor Degisiklikler
1. Vücut hareketlerinde azalma ve yavaslama gözlenebilir.
2. Hareket etme isteginde azalma (adeta tembellik) gözlenebilir.
Agirlik, Hafiflik ve Uyusukluk
Vücuda yayilmis rahatlik veren agirlik uyusukluk ve hafiflik hissedilebilir.
Örnek 1: Bir danisanim agirlik hissini "Kendimi ameliyattan çikmis gibi hissediyorum." seklindeki sözleri ile ifade etmisti. Bir çok hasta kolunuzu kaldirir misiniz dedigimde kaldiramayacak kadar agir hissederler veya çok yavas kaldirabilirler.
Hipnozda Fiziksel Bazi Degisiklikler
-Nabiz atisinda azalma,
-Reflekslerde degisme,
-Yüz ifadesinde degisiklik,
-Nefeslerin yavaslamasi düzenlenmesi ve derinlesmesi,
(Kognitif olarak korku, sinirlenme aci durumlarinda nefes alma siklasir.)
-Gözlerin REM’deki gibi hareketlenmesi veya geriye dogru yaslanmasi.
-Telkine bagli olarak vücut isisi arttirilabilir veya azaltilabilir. Telkin olmadigi durumlarda vücut isisinin genellikle seansin baslarinda azaldigini sonlarinda ise arttigini gözlemledim.
-Kan basincinin düsmesi,
-Kalp ritminin yavaslamasi ve düzenli olmasi,
-Oksijen tüketimi artmasi,
-Kas gevsekliginin artmasi,
Tüm yukaridaki degisiklikleri otonom sinir sistemi gerçeklestirir. Otonom sinir sistemi bilinçli kontrolümüzde olmayan kalp atisi nefes alisi gibi faaliyetleri düzenler.
Hipnozda Bes Duyu
Hipnozda 5 duyu daha hassas çalisir. Ancak bazilari hipnotistin sesini çok daha uzaktan geliyormus gibi algilamaya baslayabilirler.
Bazi insanlar kendilerini serin hissederler. Bazilarinda karincalanma görülür.
Örnekler:
1.Seans esnasinda vakit buldugum bir an bilgisayarda bir iki sayfa açmistim. Bilgisayarin faresinin çikardigi tik sesinin rahatsiz ettigini hasta söylemisti.
2.Dokunma duyusu da hassaslastigi için bu durum kasinma olarak meydana çikabilir.
3.Seans esnasinda esnedigimi bir danisanim fark etmisti (Isitme duyusunun hassas çalismasi nedeniyle).
Imajinasyon Güçünde Artma
Hipnozda insanin imajlar yaratma, yogunlastirma ve sürdürme gücü artar (Hammond 1990).
Hatta imajlar hallüsinasyonlar kadar canli olabilir.
Hipnoz esnasinda gözleri açtirilan birisine seans odasinda oldugu telkin edilen ancak gerçekte orada olmayan birisi algilatilabilir (pozitif hallüsünasyon). Tam tersine hipnoz esnasinda gerçekte orada olmayan bir nesneyi görmesi saglanabilir (negatif hallisünasyon).
Arastirmalar imajinasyonun çok önemli bir terapi araci olabilecegini göstermektedir (Porter &Sheikh,1978).
Imajlar hipnoterapide;
1.Hastalarin kendilerini tasvirlendirmelerinde (semboller yardimiyla),
2.Yaratici güçlerinin terapide kullanilmasinda,
3.Kisisel gelisim ve problem çözmede kullanilabilirler.
Hafiza Süreçlerindeki Degisiklikler
Sinir sistemi her seyi kaydedebilir. Bundan dolayi çok uzak olan çocukluk yillarina ait anilarimiz hipnozda net bir sekilde canlandirilabilir. Hipnozda bu sekilde hafiza gücünün artmasi hipermnezi (hypermnesia) olarak adlandirilir. Ancak Hipnoz ile unutulmus her seyin hatirlanmasi da mümkün olmayabilir. Sayin Doç.Dr.Timuçin Oral'in dedigi gibi hipnoz insani geçmise isinlamaz.
Iradi Olmayan Deneyimler Yasanabilir (Avolitional Experiences)
Iradi olmayan deneyimler fiziksel ve zihinsel deneyimler olarak ikiye ayrilir.
-Fiziksel olan deneyimlere ;
Örnek:Bir danisanim hipnoz esnasinda vücudunu iki kat halinde algiladigini söylemisti.
Bu baglamda fiziksel degisikliklere vücut imajinda meydana gelen degisiklikler de diyebiliriz ve örneklerimizi arttirabiliriz.
-"Vücudumun genisledigini hissediyorum" diyebilirler.
-Vücutlarinin küçüldügünü söyleyebilirler.
Zihinsel iradi olmayan deneyimlere örnek olarak danisanlarimin ifadeleri:
-Bulutlarin üzerinde uzaniyordum.
-Her renkten isiklar görüyordum.
-Okyanusun üzerinde uzaniyordum.
-Çok özledigim babami birden bire karsimda gördüm.
-Bu tür zihinsel ve fiziksel iradi olmayan deneyimler telkine bagli olmadan kendiliginden de ortaya çikabilir.
Bu tür deneyimler tesadüfe bagli degildir anlamli olabilirler.
Örnek: Ellerinin fiziksel olarak uzadigini hisseden ve algilayan danisan bazi seyleri kontrol etmek istedigini sembolik olarak vurguluyor olabilir.
Zaman Algisinda Degisiklikler (Time Distortion)
Hipnoz bittikten sonra hastalardan ilk istedigim sey saatin kaç oldugunu saate bakmadan tahmin etmeleridir. Kolay kolay dogru tahminde bulunamazlar. Çünkü zaman algisi hipnozda dis olaylarla degil de içsel yasantilara kiyaslanarak meydana getirilir. Zaman algisi içsel yasantilarin hizini kazanir. Içsel yasantilar yavas oldugu için hipnozdaki kisiye hipnozda kaldigi süre çok az gelir.
Hipnozda Konusma
Konusma yavas, monoton ve duraklamali olabilir. Hipnozdaki insanin sesi kisiliabilir.
Hipnozda Literalite
Hipnozdaki insanlar telkinleri uygularken hipnotistin kullandigi kelimelere harfi harfine uyarak telkinleri yerine getirme egilimindedirler.
Örnek 1:
Önemli islerim olurda sabah erken kalkmam gerektiginde benim için kendi kendime hipnoz yapmaktan baska çare yoktur. Çünkü benim uykum agirdir ve bundan dolayi % 95 alarmin sesini duymam bile. Böyle durumlarda içsel alarmimi hipnozla kurar ve yatarim. Bir gece kendi kendime erken uyanacaksin telkinlerinde bulundum ve uyudum. Ancak sabah uyandigimda yataktan bir türlü kalkamiyordum. Zihnim kesinlikle uyanmisti hatta esimle ara sira konusuyordum, ancak vücudum külçe gibiydi. Sonuçta uyanmama ragmen bir türlü yataktan kalkamamistim. Tabi bir türlü kalkamamamin nedenini biraz düsününce buldum: Aksam kendi kendime yaptigim hipnozda kendime verdigim telkin erken uyanacaksin seklindeydi. Uyanmakla yataktan kalkmak ayri ayri seylerdir. Gerçektende telkinlerimin etkisiyle erken uyanmistim, ancak yataktan ne yapsam da canim kalkmak istemedi. Sonraki gün kendime hipnoz uygulayarak yarin saat 7 de yataktan firlayacaksin diye telkin verdim. Ve sabah yataktan o kadar hizli firlamistim ki esim " ne oldu eve hirsiz mi girdi" dedi.
Örnek 2: Uyku sorunlari yüzünden bütün gece boyunca yatakta kalmasi telkin edilen bir insan tuvalet ihtiyaci için dahi yataktan çikmamistir. Çünkü kendisine "GECE BOYUNCA YATAKTA KAL DENILMISTIR".
Sonuçlar :
Tüm bu hipnoz belirtilerini su amaçlar için kullanabiliriz.
-Hasta ile uyum ve isbirligini gelistirmek,
-Hastanin gizli yeteneklerini tedavide kullanarak onu etkilemek ve olumlu uyumlu davranislarin ortaya çikarmak.
-Hipnozun dogasinda bulunan tüm anlattigim fenomenler hipnotist tarafindan telkinle ne kadar yogunlastirilirsa hipnoz o kadar derinlestirilmis olur.
Hipnoz esnasinda gözlemledigimiz degisiklikler hipnozun bir bilinç kaybi oldugunu düsündürebilir. Hastalarin bilinçlerini kaybetmeden yukarida bahsettigim deneyimleri yasamalari, hipnozdan hos bir saskinlik içinde çikmalarina neden olabilir
Hipnozun Yan Etkileri
Ayni kisinin farkli seanslari hipnoz konusundaki bir çok deneyimlerini degistirebilir. Çünkü hipnozda sistematik degisiklikler meydana gelmez. Tibbi denetim altinda uygun kullanildigi takdirde hipnoterapinin çok az kontrendikasyonlari ve zararli yan etkileri vardir. Karsilasilan kisilerle, arasindaki iliskilerde hiçbir zararli etki ve bozukluk yoktur.
Psikiatristler prepsikotik ve psikotik hastalarda hipnozu denerler. Bu bir kisim psikiatrisler için oldukça heyecan vericidir. Hipnoterapi ile hizlanan bir psikozun gerçek bir sebebinin olmadigi bildirilmistir.
Bu istisnalarin disinda hipnotizmayi arzu eden hastalarda, hipnotizmanin hiçbir zorluk yaratmayacagindan eminim. Hipnozla ilgili uygunsuz sonuçlar matematiksel olarak rutin yapilan cerrahi girisimler sirasindaki mental kondüsyonun canliligindaki tetik mekanizmasindan daha önemsizdir. Operasyonda karar verilen faktörler hazirdir ve yalniz uygun bir açiklama gereklidir. Dr. Erichson "Çesitli zamanlarda, yüzlerce konuda yapilan hipnotizmalarda, sahsî yapilan deneylerin hiçbirinde hipnozun zararli etkisinin gözlenmedigini" bildirmistir.
Radyoterapi gibi hipnozun da tehlikesi kullaniminda degil, suistimal edilmesindedir.
Hiçbir doktor, her durum için ve her hastada hipnozu tavsiye etmemelidir. Hipnoz dikkatle seçilen durumlarda diger tedavilerden daha etkili oldugu yerlerde kullanilir. Saglam kliniksel hüküm koyulan vakalarda uygulanmalidir.
Hipnozun bazi sekilleri hala anlasilmadigindan geri kalan ve açiklanmayan tek alan degildir. Psikodinamikde oryantasyon, hipnoterapinin basarili olmasi için sabit olan bir unsurdur. Ve hipnoz bireye özgü degilse kötü muamele görebilir
Hipnozla Ilgili Merak Edilen Sorular
01. Hipnoz Nedir?
Hipnoz, kisinin bilinçalti düsüncelerine erismeye çalisan bir teknikdir. Bir çok insanin hipnozdan korkmasina ragmen hipnozda korkulacak esrarengiz birsey yoktur. Tibbi çalismalar, hipnozu tedavi edici degerini, kuskudan uzak apaçik olarak ortaya koymustur.
02. Orta Yapili Bir Kisi Hipnoz Olabilir mi?
Evet daha zeki olanlar ve daha fazla dikkatini toplayabilenlerde hipnoz daha faydali sonuçlar verecektir. Her zeki, isbirligi yapabilen kisi, dikkatini bir noktaya toplama yetenegiyle hipnoz edilebilir.
03. Hipnoz Olabilmek Için Nasil Bir Zekaya Sahip Olmaliyiz?
Baslangiçta daha zeki olanlar, az zeki olanlara nazaran hipnoza daha çabuk daha kolay, daha yararli sonuçlarla hipnoza girebilirler. Yine de her ortalama zeki olan kisiler anlayis ve düsünceye sahiptir ve hipnoz olmalari gerekir.
04. Nasil Bir Düsünceyi Bir Noktaya Toplama Konsantrasyonu Gereklidir
Biri size konusunca onu duymayacak kadar kendinizden o kadar siddetli bir sekilde geçebilmeniz için televizyon programi veya sportif bir müsabakayi seyretme deneyimine sahip olmus olmaniz gerekir. Alinmis olan bir yaradan tamamen haberdar olmamaniza ragmen kendi vücudunuzda bir çürük veya bir kesige sahip oldugunuzun farkinda olabilirsiniz. Herhangi bir kisi bunlara benzer tecrübelere sahipse hipnoz olabilmek için yeterli derecede konsantrasyon kapasitesine sahiptir.
05. Bir Hipnotik Duruma Girmek Için Nasil Bir Isbirligi Yapmaliyiz?
Hipnozu seninle doktor arasinda olan girisimler isbirligiyle yapilan bir olay olarak düsünmelisin. Doktor seni tamamen hipnotize edecektir. En iyi sonuç eger sen hipnoz esnasinda pasif kalirsan ve herhangi bir aktifçe bir yardim yapmaya kalkismazsan ya da önerilen zihni düsüncelere mukavemet etmezsen en iyi sonuç elde edilecektir.
06. Hipnozun Bölümleri Var mi?
Evet genellikle hipnoz üç sinifa ayrilir. Hafif-Orta-Derin. Tibbi açidan derin hipnozun orta hipnoza olan bir avantaji yoktur. Genellikle ilk seanstan sonra kisi daha çabuk hipnoz edilir ve birinciden daha fazla ve iyi bir dinleme duygusuyla hipnoz edilir. Bu kisiye baglidir fakat genellikle daha çok uyum saglayabilen kisiler ikinci ve üçüncü seansi esnasinda tamamen gevserler.
07. Hipnoz Esnasinda Suurumu Kaybedecekmiyim?
Hayir. Tamamen hissedebileceksiniz ve hosa gider bir sekilde dinlenmis olarak; olan biten herseyin farkinda olacaksiniz. Birçok insan hipnozun kendilerini suursuz yapacagina inandigindan dolayi bu noktayi karistirir.
08. Hangi Duygulari Hipnoz Esnasinda Yasayacagim?
Sahane olarak her birini, rahatlik, dinlenme ve sakin durgun bir düsünce ve bunu hipnoz esnasinda yasayacaksiniz.
09. Hipnotik Seansdan Çikamama Açisindan Herhangi Bir Ihtimal Var mi?
Kesinlikle Hayir.
10. Hipnoz esnasinda olanlari sonradan hatirliyacak miyim?
Evet. Bilinçaltindaki düsüncelerinizde ne oldugunu hatirlayacaksiniz, ve genellikle durumlarinizi, ayni zamanda suurlu düsüncelerinizi de hatirlayacaksiniz. Hipnozun tedavi edici degeri bilinçaltinizin tamamen hatirlanmasi yetenegine baglidir. Seansdaki bilinçli düsüncenizi hatirlayin veya hatirlamayin bu dogaldir.
11. Hipnozun Bende Sonradan Belirli Bir Zit Etkisi Olacak mi?
Hayir. Ben göze çarpan ehemmiyetli hipnotik ters davranislarla karsilasmadim. Bu benim 15 yili askin tecrübelerime dayali görüsümdür.
12. Hipnoz irademi zayiflatacak mi ?
Hayir, iradenin kuvvetlendirilmesi ve iradenin zayiflamamasi istegi olusur. Bu durum hastanin izdirap çektigi fonksiyonel ya da organik rahatsizligin tedavisindeki mücadelede faydali olur. Zihne ait genis düsünce potansiyelimizin sadece küçük bir kismi normal olarak kullanilir ve hatta bu sik sik stres, moral çöküntüsü ve gerginlik gibi irade ile giderilerek yasamimiz daha da hos olur. Hipnoz içerisinde biz bu imkandan yararlanmaya çalisiriz.
13. Beni Nasil Hipnotize Edebilirsiniz?
Bir çok teknikleri vardir. Fakat hiçbir zaman iki kiisinin trans teknigi herseyleriyle ayni olmaz. Sizin kisisel durumunuza uygun olan en güzel metodu seçerim.
14. Hipnozun Benim Üzerimde Faydali Olacagina Inanmali miyim?
Hayir. Fakat önceden yapilan bir isbirligi girisiminin en iyi sonuçlari sizin de tamamen istirak ederek isbirliginizle elde edilebilir.
15.Eger Hipnoza Elverisli Bir Yapiya Sahip Olmadigimi Ögrenirsem Bu Durum Benim Problemimin Çözümünü Imkansiz Yapar mi?
Hayir. Sizin sadece doktorla isbirligine girmeye ve doktorun talimatlarini yerine getirmeye ihtiyaciniz vardir. Ilk seanstan sonra hipnotik seansa girme yeteneginizde hiçbir korku ve süphe olmayacak rahatça hipnotize olabileceksiniz.
16. Bir Kisi Hipnoz Olmaya Karsi Ise Hipnoz Edilebilir mi?
Evet. Genel seanslarin disinda hipnoz edebilirim. Fakat yapilan islem tibbi tedavi için elverisli degildir. Ancak kisi çok suggestibl olmalidir.
17. Hipnoz Kullanimi Dini Egitime Uyum Saglar mi?
Bütün protestan mezhepleri hipnozun tibbi açidan kullanilmasini onaylarlar. Bunun gibi musevilere ait inanç objektive degildir. Islami acidan ehil kisilerin elinde tedavi amaci ile kullanilmasinda hiçbir mahzur yoktur. Muhtemelen tedavi sinirlari için özel sartlari mevcuttur.
18. Tibbi Dernekler Hipnozun Kullanilmasini Onaylarlar mi?
Evet. Ingiliz Tip Dernegi 1775'de tibbi hipnoz üzerine sahane ir rapor yayinladi. Amerikan Tip dernegi sözcüleri de 1958'de tibbi hipnozun kullanilmasini uygun gördüler. Türkiye'de henüz yasal bir düzenleme yoktur.
19. Hipnoz Istenmeyen Aliskanliklarin Atilmasinda Yararlimidir?
Evet. Çok yararlidir. Bunun anlami bir kisi sürekli bir dinlenme veya rahatlama için ciddi bir arzuya sahiptir. Örnegin oburluk, sigara içmek, tirnak yemek, alkol, moral çöküntüsü, endise, korku veya endise, duygusuzluk ve sogukluk, kasinti, hazma ait karisiklik veya rahatsizlik (kesin hazma ait olmayan), çesitli sürekli endiseler ve içten gelen itici hisler, asagilik veya bayagilik kompleksleri ve çesitli fobiler fiilen tedavi edilebilir.
20. Tibbi Sikayetler Için Hipnozun Faydali Oldugu Gösterilmis midir?
Hipnozun, sinirlilik, uyuyamazlik, çesitli sürekli bas agrilari, kronik agri ve sizilari, kasinti veya asiri arzular, istekler ve daha pek çok semptomlar için faydali oldugu anlasilmisdir. Semptom içerisinde degisim yapma önemlidir. Bu gözden kaçan organik sinirlamanin temelini teskil etmez ve sizin aile doktoru tarafindan fiziksel bir muayeneye tabi tutulmanizi bu açidan tavsiye edilir.
21. Hipnoz Deri Hastaliklari Tedavisinde Kullanilir mi?
Evet. Hipnoterapi ve Hipnolanaliz her derde deva olmamasina ragmen geleneksel dermatolojik tedavide ziyadesiyle degerli bir ilave katkidir. Bazi deri ve allerjik düzensizlik veya rahatsizliklarda seçilen tedavi yöntemidir. Fakat digerleri içerisinde tercih etmem. Düsüncedeki gerilimi ve hissi problemlerin temel teskil ettigi deri hastaliklariyla iliski kuran fevkalade bir degere sahiptir. Ikisinden sonuncusu hasta tarafindan genellikle bilinmeyen bir unsurdur.
Daha fazla bilgi için bakiniz: Allerjive Deri Hastaliklarinda Hipnoterapi
22. Deri Hastaliklarinda Hipnozu Kullanmanin Ne Gibi Avantajlari Vardir?
Direk hipnozla uygun bir sekilde idare edilerek kesin olan cilde ait hastaliklar yenilip bertaraf edilebilir ve digerlerinde ise belirli bir gelisme elde edilebilir.
23. Eger Hipnozu Kullanirsaniz Benim Yine de Ilaçla Tedavi olmam gerekir mi?
Bu hastaliklari göre degisir. Bazi durumlarda ilaçla tedaviyi tavsiye ederrim, digerlerinde ise etmem.
24. Bütün Doktorlar Hipnozu Kullanabilirler mi?
Hayir. Hipnoz tedavi edici bir asamadir. Ancak doktorlarin çogu, hipnoz hakkinda bilgi eksikligine sahiptir ve hipnozu kullanmada yetersizdir

Kekemelik ve Hipnoz
Konusma zorlugu iki farkli nedenle olusmaktadir.
A-Organik nedenler: Beyin yapisindaki sorunlar, ses tellerinin yapisal kusurlari, agiz, dil, dis dudak kuburlari. Bu tür nedenlerle yapidan kaynaklanan tibben organik kusurlarin çözümü ancak o sorunun çözümüyle konusma isleminin düzelmesini saglar. Hipnoz bu tür organik kusurlarda moral desteginin ve kisisel eforun gelismesini saglar.
B-Psisik nedenler: Yapisal olarak kusurlu olmayip, psisik nedenlerle konusmayan, takilan ve kekeleyen kisiler bu grubu olusturur.
Bu nedenleri açtigimizda, taklit, dikkati çekme, korku ve travma gibi basliklar konusma zorlugunu gelistirir.
Taklit: Ailede konusma zorlugu yasayan birileri varsa aile içinde küçügün yaninda, “babasi, amcasi veya annesi de küçükken kekelerdi”, gibi konusmalar dogru degildir. Bu tür empozeler adeta hipnotik etki yapar ve “Demek ki ben de bir süre kekeleyecegim”, düsüncesini beraberinde getirir.
Dikkati çekme: Küçük kendini kabul ettirmek, istedigine erismek üzere kekeleme taklidiyle basladigi yanlisligi uzun yillar kabullenerek sürdürür.
Korku: Herhangi bir hayvandan veya olaydan etkilener korkan küçük konusma zorluguyla kekelemeye baslar. Aile bu olayi ilgi odagi haline getirirse konusma bozuklugu sürekli kekelemeye dönüsür. Geçici olmasi gerekirken ayrilmaz bir parçaya dönüsür.
Travma: Herhangi bir travma, kaza çarpma vb. nedenlerle açiga çikan bedensel olmayan bir bozukluktur.
Istenmeyen ve basariyi engelleyen bir yasam tarzi olan kekemelik kisi için oldugu kadar, yakinlari, is arkadaslari ve ailesi içinde önemli bir sorundur.
Psisik konusma bozuklugu olan kekemelik derece derecedir. Öylesine agir konusma zorlugu çekenler vardir ki, ismini bile söylemekte zorlanir, kasilir, tikleri artar, dövünür, ugrasir durur. Daha hafifleri vardir; zaman zaman heyecanli, gergin anlarda, telefon basinda vs nedenlerle baslayan, hatta bazi kelime veya harflerle açiga çikan bozukluklar.
Ne türden olursa olsun, yeter ki organik nedenlerle dayanmasin. Kisinin konusma merkezine hipnotik yaklasimla erisildiginde psisik nedenlere dayanan konusma bozukluklari düzeltilebilmektedir. Buradaki kistas ve yapilan görüsmelerde dikkat edilen konu, kisinin zaman zaman sarki söylerken, siir okurken ve rahat zamanlarinda güzel konusup konusmadigidir. Yapilacak beyin grafileri ve laboratuar arastirmalariyla organik nedenlere dayanip dayanmadigi ögrenilebilir. Dil, dudak, dis yapisinda kusur var mi, ses tellerinde konusmaya bagli hastalik var mi, arastirilir. Hepsi olumlu sonuç vermisse, sorunun çözülmesi mümkündür. Hipnoza hazirlanip alinan, konusma zorlugu çeken kisiye asagida örnegini göreceginiz sekilde seans uygulanir.
Uygulayici, birinci bölümde moral destegi ve basarma imaji verir. Ikinci bölümde ise hipnozu daha da derinleserek “Benden sonra tekrarla” komutuyla devam eder. Bu islem tamamlaninca üçüncü bölüme geçer. Basaracaksin anlayisiyla telkinleri özetleyerek tekrarlar.
Uygun metotlar altinda hasta hipnoza alinarak sakinlestirilir ardindan konusmayla ilgili özgün telkinler baslar.
“...Sende yapisal hiçbir kusur yok, beyinsel olarak, dil, dudak dis yapinla ve ses tellerinle rahatça konusabilirsin... Baskalarinin yaninda... Heyecanli, gergin anlarda da... Kalabalikta... Tüm ilginin sana çevrildigi anda da güzel konusabilirsin... Sen de yapisal bir kusur olsaydi her zaman kötü konusurdun... Siir okurkan, sarki söylerken her kelime ve harfi rahatça söylüyorsun... Sen de kusur olsaydi söyleyemezdin... Dilinde dudaklarinda dislerinde hiçbir kusur yok... Sen istersen her zaman güzel konusabilirsin... Simdi daha da rahatlamani, daha da gevsemeni istiyorum... Sag elini kapatarak derin nefesler almaya basla... Her nefesle daha da rahatlayacaksin... Bedenin daha da gevseyecek... Göz kapaklarin daha da agirlasacak... Istesen de açilmayacak... Ama bilincin, sanki bir bilgisayar gibi... Tüm ilgi ve dikkati sözlerime verecek telkinleri kavrayacak ve hiç unutmayacaksin... Simdi yedi defa daha derin ve olaganüstü güçlü nefesler almani istiyorum... Her nefesle daha da rahatlayacak ve konusma merkezini denetim altina alacaksin... Konusmani engelleyen tüm nedenleri avuçlarina hapsedebilirsin... Avuçlarini daha da sikarak rahatlamani istiyorum... Güzel çok güzel... Simdi bedenin sanki bir hamur gibi oldu, istesen de kipirdatamazsin... Göz kapaklarin kenetlendi... Sanki dikilmis gibi, güçlü bir tutkalla yapistirilmis gibi... Ama bilincin, çok açildi... O kadar açildi ki, tüm varliginla dikkatini sözlerime veriyorsun... Hepsini hatirlayacak ve hiç unutmayacaksin... Her geçen seansta hipnozu daha derin yasayacak... Her geçen gün daha güzel konusacaksin; bir konusmaci, bir hatip gibi. Kalabalikta tüm dikkatler sana çevrilse, kürsüye çiksan bile... Sag elini kapattiginda üç derin nefes aldiginda baskalarinin yaninda gözlerin kapanmasa da... Kendini benim yanimda gibi hissedeceksin... Sanki aynayla, benimle konusuyor gibi olacaksin... Çevrende kimse yokmus, yalnizmissin gibi davranacak ve söze baslayacaksin... Kelimeler, agzindan, dudaklarindan kolayca çikacak... güzel konusmanin, düsündüklerini söylemenin... sorulari yanitlamanin huzuruna kavusacaksin... Bu andan itibaren konusma merkezinin kontrolü avuçlarinda... Heyecanli da olsan, gergin de olsan valinin, kaymakamin, müdürün yaninda da olsan... Sinavda da olsan, teftiste de olsan güzel konusacaksin... Kim olursa olsun onu bir insan gibi düsünecek, meslegine aldirmadan rahatça konusacaksin...”
Birinci bölümün ardindan ikinci bölüme devam edilerek kisiye tekrarlattirilir. “...Bende yapisal bir bozukluk yok... Istersem güzel konusabilirim...” gibi.
Ikinci bölüm tamamlaninca, kisi rahatlatilir. Artik iyice gevsemistir. Üçüncü bölüme geçilerek kendi kendine de hergün en az birkaç defa konsantre olmasi, aksamlari yatarken telkinleri hatirlamasi ve yüksek sesle gazete, mecmua veya kitap okuyarak okuduklarini duymasi istenir.
Daha ilk seanstan baslayarak otohipnozu ögrenmesi ve kendi kendine telkinleri tekrarlamasi ögütlenir. Birkaç çalisma içinde gerginlik azalir, sorunun derinligine bagli olarak kasilmalar azalmaya baslar. Sebat eden kisi bir süre sonra sorununu çözmüs olur.
Dis Hekimliginde Hipnoz

Dünya’da bilimsel ve tibbi hipnozu en fazla kullanan tip mensuplari dis hekimleridir. Hipnozla tedavi yapan hekimler arasinda yüzde 40 oraniyla dis hekimleri önde gelmektedir. Bilimsel ve yasal anlamda 1958 yilindan beri tibbi amaçlarla hipnozun resmen kabul edildigi Amerika Birlesik Devletleri’nde faal 5 tip kurulusunun 3 tanesi dis hekimlerine ait kuruluslardir. Dis hekimlerinin bu büyük orani ve uygulamayi basarmalari rastlanti degildir. Dis hekimleri, kendi çalisma alanlarinda anestezi ve cerrahi müdahaleler yapmaya yetkili olup, ayrica dis hekimi korkusu gibi konularda, bulanti refleksinin kontrol altina alinmasi, agiz içi ve disi aparatlara alistirilmasi, agri, anestezi ve alerjik hastalarin tedavilerinde, parmak, dudak emme, tirnak kemirme, çene gicirdatma gibi psisik sorunlari çözmek için tek baslarina hipnozu kullanma rahatligina sahiptirler. Hasta hekim iliskisinde fotöy (disçi koltugu) korkusu diye tanimladigimiz korkular nedeniyle tedaviden kaçan ve dayanilmaz agrilar karsisinda zoraki teslim olup disini kaybeden, ikinci bir agriya kadar bir daha ugramayan korkaklar çogunluktadir. Onlara göre dis tedavisi agrili, acili, can yakan, bir çalismadir. Bu anlayis ve yaklasim bazi kirsal kesimde büyüklerin “igneciye, disçiye gidecegim” gibi yanlis yaklasimlariyla degismez bir korkuya dönüsmektedir. Kisi olgunluk çagina eristigi halde olagan kontrollerden kaçmaktadir. Bu tür korkan gruptan, kendi sagligi geregi tedavi olmasi gerektigine inananlardan, hipnozu tanidiktan sonra akli yatanlarla yapilan birkaç seanslik tedaviden sonra yüzde 90 oraninda korkunun giderilmesi mümkün olmaktadir. Kisi evindeki koltukta gibi disçi koltugunda oturtabilmektedir. Tedavi boyunca sikilmamakta, uzun süre agzi açik kalsa da yorulmamakta, agriya karsi direnci arttigindan basit agrilari algilamamakta, bulanti refleksini denetleyebilmekte, operasyonlar sirasinda tükürük düzeyi, kanama miktari azalmaktadir. Hekimin verdigi talimatlari yerine daha kolay getirebilmekte, kisacasi rahat ve huzur içerisinde saglikli bir agiz yapisina kavusmaktadir.

DIS HEKIMLIGINDE HIPNOZ (HIPNODONTI)
Hipnodonti sadece hipnoanestezi altinda dis çekmek degildir. Aslinda hipnoza giren hastalarin ancak %20’si dis çekiminin saglanacagi kadar derin transa girebilmekte, asil büyük çogunluk, dis çekiminden baska konularda hipnozdan yarar saglamaktadir. Hastalarin basinda dis hekimi korkusu gelmektedir. Hastanin bu korkusunun giderilmesi ve fotöye hiçbir korku duymadan oturmasinin saglanmasi bile büyük basaridir. Ayrica, diger tip branslarina göre dis hekimleri hastalarinin daha büyük bir yüzdesine hipnoterapi uygulama sansina sahiptir, çünkü hasta zaten agridan ve korkudan kurtulmak için çareler aramaktadir ve her türlü öneriyi incelemeye hazirdir. Genellikle hastalar dishekiminin söylediklerini yerine getirmeye alisikdirlar. Agzinizi açiniz, kapayiniz, isiriniz, gibi telkinleri kabul etmeleri büyük avantajdir. Hafif bir transin bile elde edilmesi, hastanin rahatlamasi, gevsemesi, korkularini yenmesi için yeterlidir. Dis hekiminin hastalari genellikle psisik yönden normal kisilerdir. Nörotiklerde görülen hipnoza direnç söz konusu olmadigindan, bir psikiyatriste göre basari orani daha yüksektir. Dikkat edilmesi gereken nokta hipnozun kontrendike oldugu psikozlarin ayirimini yapmaktir. Çünkü hipnoz psikoz esiginde olan kisilerin psikoza girmesine sebep olabilir.
DIS HEKIMLIGI TEDAVILERINDE HIPNODENTAL UYGULAMALAR
Hizla degisen ve gelisen psikolojik yaklasimlar, hasta-hekim iliskilerine yeni boyutlar kazanmaktadir. “Önce insan” ilkesinden yola çikildiginda; oral kavite ile ilgili pek çok sorunun çözümünde ve agiz-dis sagliginin kazanilmasinda psisik faktörler hastaya kolayliklar saglar. Yasayarak veya isiterek kazanilan dental fobiler insanoglunu tedaviden kaçirmaktadir. Ta ki; dayanilmaz agri ve sikintilar, yasami karartincaya kadar. Can havli ile fotöye oturan hasta, acil sorunun çözümünden sonra ikinci bir agriya kadar hekimden kaçmaktadir. Dis hekimi fobisi, insanlarin agiz sagligini tehdit edici boyutlara ulasabilir. Bu fobi yüzünden dis hekiminden uzun süre kaçan hastalar, çesitli sorunlarla karsilasirlar. Genellikle bu fobinin sebebi, kendisi veya bir yakinin geçirdigi kötü bir deneydir. Uzun süren agrili bir deneyim ardindan, her geçen gün endise katlanarak büyür ve sonuçta fobi olusur. Artik hasta istese de tedavisinin yaptiramayacak hale gelir. Oral kaviteyle ilgili davranis bozukluklari dis tedavisinin yapilmasinda büyük bir engel olabilir. En sik görülen sorunlar, dis tedavisinin yarattigi anksiyete ve korkudan kaynaklanir. Bazi hastalarin anksiyetesi o kadar fazla olur ki, rutin dis tedavisi sirasinda yapilan tüm girisimler olanaksizlasir (Berggren ve Karlson 1986, Eli ve Klienhauz 1985, Eli, Klienhauz ve Bar-Gil 1983, Klienhauz, Eli ve Rubinstein 1985, Milgrom, Weinstein, Klein-Knecht ve Getz 1985). Bu tür hastalar için tanimlanan tedavi teknikleri; genel anestezi, nitrözoksit (N2O), davranis tedavisi, gevseme ve hipnozdur (Berggren ve Karlson 1986, Berggren ve Linde 1984, Eli ve Kleinhauz 1985, Eli, Kleinhauz ve Bar-Gil 1984, Eli ve arkadaslari 1983, Kleinhauz ve arkadaslari 1985, Milgrom ve arkadaslari 1985, Todd ve Walker 1980). Hipnorelaksasyon ve hipnoz bu tür hastalarda çesitli davranis tekniklerinin uygulanmasi için güçlü yöntemlerdir.

 

KORKU VE KAYGI
Problem Dis hekimliginde korku ve kaygi yaygin bir problemdir. Yapilan bir çalisma, dis hastanelerinde tedavi gören hastalarin %46’si, genel dis uygulamalari ve cerrahi operasyonlar sirasinda kaygi içinde olduklarini göstermistir.
Geleneksel Yönetim: Dis hekimi korkusu ve kaygisi olan hastalar geleneksel yöntemlerde pek çok tekniklerden yararlanmaktadir.
Yönetim isinde iki anahtar özellik sunlardir: Klinisyen lokal anestezi ve gerekiyorsa ilaç tedavisinin etkili kullanimina olanak verecek çocugun kendisini rahat hissedebilecegi bir çevre yaratir. Yukaridaki durumun basarisiz olmasi halinde son çare olarak genel anestezi kullanilir.
Gece Altini Islatma ( Enürezis Nokturma)
Tibbi amaçla mesleklerinde hipnozdan yararlanan doktorlarinin yüzde 15’ini çocuk hastaliklari doktorlari olusturmaktadir.
Gerçekten büyüklerde olan standart hastaliklarin yanisira özellikle çocuklara özgü ve çocuklarda daha sik karsilasilan sorunlar vardir. Bu tür sorunlarin çözülmesinde hedefe daha çabuk ve daha kolay erismek konusunda hipnoz doktorlarin hizmetindedir.
Çocuklara özgü hastaliklardan sözederken yatak islatmalari, davranis bozukluklari, egitim sorunlari, konusma bozukluklari, parmak, dudak ve damak emme gibi konular ön plana çikmaktadir. Nedeni ne olursa olsun, organik sebeplerden olmamak kaydiyla gece isemelerinin tedavisi birkaç seanslik hipnoz çalismasiyla sona ermektedir. Burada arastirici açisindan basit bir sorusturma ile hipnozdan yararlanip, yararlanamayacagi anlasilabilir. Gündüzleri idrarinin geldigini farkederek tuvalete kosabilen çocuk, geceleri de gündüz oldugu gibi çisinin geldigini ve idrar kesesinin oldugunu anlayarak uyunabilir ve tuvalete kosabilir.
Gündüz idrari tutabilme ve kaçirmama islemi fizyolojik olarak iseme sisteminin saglikli oldugunu gösterir.
Çocuk geceleri pek çok psisik nedene bagli olarak idrarini bilerek veya bilmeyerek denetleyemez. Bu yatak islatma islemleri çocuga kadar ailesi ve yakinlari için de kabul edilmez bir sorundur. Bu tür sorun nedeniyle çevreden kopma, seyahatlerden kaçma, hatta ileri yaslarda evlilikten kaçma gibi sorunlari beraberinde getirir.
GECE ISEMESI HIPNOZ TELKIN KALIBI
Daha çok küçük çocuklara hipnoz altinda asagidaki hipnoz telkin kalibi benzerleri uygulanmaktadir. Hasta küçüge yaklasimda sevgi ve sefkat duygulariyla dolu ses tonu iletisimi hizlandirmakta, güven duygusu pekismekte ve sonuç daha çabuk alinmaktadir.
Hipnoza alinan küçük rahatladigi ve telkine hazir oldugu sirada uygulayici her telkin kalibinda görüldügü gibi güven içeren ifadeyle diyaloga baslar.
“...Simdi çok rahatladin... bütün bedenin gevsedi... göz kapaklarin agirlasti... bilincin çok açildi... Istesen de bedenini kipirdatamaz, göz kapaklarini açamazsin... ama sözlerimi duyacak ve hiç unutmayacaksin... Sen akilli ve zekisin, sende hiçbir hastalik yok... artik büyüdün ve gelistin... Istedigin için basaracak ve sabahlari kuru kalkmanin sevincini yasayacaksin... Uykularin hafifledi... Öylesine hafifledi ki... sanki tavsan uykusu... sanki tilki uykusu gibi hafif bir uykuda uyuyacaksin...
En ufak bir seste, en ufak bir çitirtida uyanacaksin... böylece yaramaz çocuklarin yatagina kovalarla su dökmesini önleyeceksin... uykularin hafifledi, öylesine hafifledi ki... annen veya baban seslendiginde hemen uyanacak... tembellik etmeden tuvalete kosacaksin... sonra yataga dönüp hafif uykuna devam edeceksin... Sende yapisal bir bozukluk ve kusur yok... gerçekten kusur olsaydi... gündüzleri de çisini tutamazdin... Artik uykularin hafifledi... geceleri hafif bir uykuda, tetikte uyuyacaksin. Tembellik etmeden... gündüz oldugu gibi... çisinin geldigini farkedeceksin... nasil gündüz çisinin geldigini... çis kesenin doldugunu farkederek dogru tuvalete kosuyorsun... artik geceleri de farkedecek sanki beyninde zil çalmis gibi... sanki biri sana seslenmis ‘uyan uyan’ demis gibi hemen gözlerini açacak dogru tuvalete kosacaksin... böylece sabahlari kuru kalkacak... evde, seyahatte, baska evlerde, otellerde kuru kalkacaksin. Istedigin, inandigin ve güvendigin için basaracak, artik kuru kalkacaksin...”
Telkin kaliplarinda oldugu gibi ikinci bölümde, uygulayici söyler, hasta, isitilir bir ses tonuyla tekrarlar.
“...uykularim hafifledi... uykularim hafifledi... geceleri tetikte uyuyacak en ufak bir seste, en ufak bir çitirtida uyanacagim” birinci bölümdeki telkin kalibi benzerleri tekrarlatilir.
Islem bitince uygulayici hipnoz konsantrasyonu yogunlasan küçüge basaracaksin imajini içeren telkin kaliplarina devam eder.
“...Uykularin hafifledi... o kadar hafifledi ki geceleri tetikte uyuyacaksin... tavsan uykusu, tilki uykusu gibi hafif bir uykuda uyuyacaksin. Artik uykularin hafifledi... sabahlari kuru kalkacaksin...” seklinde telkinlere devam edilir... sona dogru otohipnoza giden yolda.
“... Aksamlari yatarken sag elini kapatip üç derin nefes alacaksin, ardindan gözlerini kapatip üç derin nefes daha alip, kendini benim yanimda, sanki bu koltukta gibi düsünüp... içinden ‘uykularim hafifledi, kuru kalkacagim... tetikte uyuyacagim’ gibi hatirinda kalan telkinleri söyleyip hafif bir uykuya dalacaksin...”
Yillarca bu sorunun altinda ezilmis, yasama küsmüs ve psisik sorunlarla dopdolu insanlarla karsilastik. Bu konudan olmak üzere Çocuk Hastaliklari Doktoru Ayzit Sertel’in Enüresisli Çocuklarda Bilinçli Hipnoz konulu yazisini Bilimsel Hipnoz kitabindan alarak aynen sunuyoruz...
ENÜRESISLI(Altini Islatan) ÇOCUKLARDA BILINÇLI HIPNOZ
Enüresis sik rastlanan bir sorundur. Bu sorun yalnizca çarsaflari degil, birçok ailenin hayatini da mahvetmistir.
Enüresis miksiyon kontrolü bekleyen bir yasta, uygunsuz kosullar altinda sik sik idrar bosaltmaktir. Tedavide birçok yöntemler denenmistir. Biz de, Bilinçli Hipnoz yöntemiyle enüresis’li çocuklari etkileyemeye çalistik.
Materyelimizi 1978/82 yillari arasinda, 6-17 yas grubu arasi 52 kiz, 48 erkek, toplam 100 çocuk olusturmaktadir. Bu vakalarin % 30’u spina bifida’li,* digerleri normaldir. Primer enüresis** denekler 40 kiz, 46 erkek, toplam 86 vaka.
Sekonder enüresis’li*** denekler; 12 kiz, 2 erkek, toplam 14 vaka.
Gece-gündüz enüresis’li 6 deneklerden 5’i erkek primer, 1’i kiz sekonder vaka vardir.
Vakalarin yarisindan çogunda enüresis’in tirnak yemeyle birlikte bulundugu dikkati çekmektedir.
Metod: Hipnoz öncesi anemnez ve klinik muayenesi yapilmis çocuklardan, tam idrar, diskida parazit yumurtasi ve omorga grafisi istenmistir.Elde ediler bulgulara göre tedavileri yapildiktan sonra “Bilinçli Hipnoz”’ yöntemi uygulanmistir.
Hazirlayici Talimat: Telkin olabilme gücü ancak hocamizin tabiri olan “mayalanma” ile olur. Bunun için önce görmek, istemek, inanmak ve korkmamak esastir. Ayrica çocugun doktorunu sevmesi sarttir. Arada sevgi bagi kurmak gerektir.Çocuklara herseyi anlatmali ve uyuyan kardeslerini önceden göstermelidir.
Baslangiçta hekim çocugu oldukça sik görmektedir.Açiklama yapilmadan telkine girisilmemelidir.Basarili bir hekim çocuga ve ebeveynine miksiyon kontrolu ve enüresisin dogal seyrini en basit terimlerle açiklamayla ise baslar. Bu durumun çocuklarda sik görüldügünü kesin sözlerle ifade eder. (Bu da çogu kez karsi tarafi rahatlatir). Kendisinin, çocugun ve ebeveyninin bir ekip halinde isbirligi gösterecekleri bir miksiyon kontrolü kampanyasinin ana hatlarini anlatir, prognozu belirtir.Prognozun zaten olumlu oldugunu söyler.
Çocuga geceleri asiri sivi içirilmemesi dogru olur. Geceleri çocugun uyandirilarak tam uyanik durumda tuvalete götürülmesi sarttir. “Noktürnal Enüresis” için çocugun mümkün oldugu kadar sakin olmasi, suçlayici olmayan bir tarzda ve daha ziyade yatagini islatmadigi gecelerin üzerinde durarak kayit tutmasi yararli olabilir.Çocugu tesvikten baska hiç bir tedavinin uygulanmadigi bu yöntem bazi çocuklarda mesane kontrolü saglamakta yararli olmaktadir.
Uyumak isteyen çocuga önce, “gözünü etrafta gezdirmeyeceksin, dikkatini bana vereceksin, korkmayacaksin. Simdi gözlerini gözlerime dik, göz kapaklarin agirlasinca hemen kapa”, telkini verilir. Sonra “Evet, simdi uyuyarsun, daha derin, misil misil uyu. Sen akilli, güzel bir çocuksun.Saniyeler geçtikçe uykun derinlesiyor”, denir.
Uyku halinde kol hafif tazyikle manüple edilir. Agirlastigi görülür.Çocuklara yaklasimda hipnozitör bir anne tutumundadir.Bu nedenle sefkat ve emniyet hissi olusturulur.
Bazi çocuklara yumusak sözlerle yapilan telkinler fayda vermemektedir. Çocuk hipnozitörün prestiji ve otorotisi ile regrese olmaya zorlanir.Bu noktada bu metot baba otoritesiyle ilgilidir. Freud buna “korku yolu ile regresyon(gerileme)”, der.Çocuklar otoriter metotdan daha çok yararlanirlar.Fakat onlara da daima kisa ve anlayacaklari sekilde açiklamalar yapilmalidir.
Anlatilan sekilde enüresis’li çocuklar ilk hafta, her gün telkine tabi tutulmustur. Üç hipnoz seansindan sonra “oto hipnoz” verilmistir. Sonra haftada iki seans, bir seans, onbes günde bir, ayda bir, üç ayda bir olmak üzere bir sene takip edilmistir.
Sonuç:
1- Deneklerin tedaviye cevap vermelerinde Spina Bifida’nin varliginin hiç bir rolü olmamistir.Bu demektir ki Spina Bifidali hastalar da Spina Bifidasiz hastalar kadar tedaviye cevap verebilmistir.
2- Yüz denekten elde edilen sonuçlar degerlendirildiginde tedavi yüzdeleri söyledir.
Tabloda görüldügü üzere hastalarin % 56’si birinci seanstan sonra sifa bulmaktadir.Hastalarin % 97’si maksimum 8 seanstan sonra sifaya ulasabilmektedir.% 3’ü ise yeterli ölçüde iyilesememistir.
3- Tedaviye cevap vermede cinsiyet faktörünün bir rolü olmamistir.
4- “Sekonder Enüresis” vakalari primerlere göre daha çabuk etkilenmis “birinci seansta”; geri dönme olmamistir. Sadece 16 yasindaki bir kiz çocugunda etkilenme üçüncü seansta olmus ve nadiren geri dönmeler izlenmistir.
5- 12 yasindan sonraki çocuklarda tam sifaya kavusmalari erken veya geç de olsa, zaman zaman gidip gelmeleri oldugu, halbuki daha küçük çocuklarin sifa bulduktan sonra pek geri dönüs yapmadiklari gözlenmistir.
6- Vakalarin yarisindan çogunda enüresis’in tirnak yemeyle birlikte oldugu dikkati
çekmistir.
Sinav Kaygilari ve Korkulari

SINAV KAYGISIYLA BASA ÇIKMA
Kaygi Nedir? Sinav Kaygisi Nedir?
• Endise
• Yogun Duygulanim
Sinav Kaygisi Yasayan ve Yasamayan Kisiler Arasinda Ne Gibi Farklar Vardir? Nasil Üstesinden Gelinebilir?
Kaygi Nedir?
Kaygi, kisinin bir uyaranla karsi karsiya kaldiginda yasadigi, bedensel, duygusal ve zihinsel degisimlerle kendini gösteren bir uyarilmislik durumudur.
Dünyaya geldigimiz anda bir ögrenme süreci içine gireriz ve bu süreç yasamimizin sonuna dek devam eder. Ögrenme, kisinin yasamini sürdürebilmesi ve süregelen yasamdan doyum almasi için gerekli tüm bilgi, eylem ve becerilerin kazanilmasi sürecidir. Ögrenilenler, kisinin birikimini (potansiyelini) olustururken, ögrenilenlerin belli bir amaca yönelik kullanilmasi da performansi ortaya koyar. Baska bir deyisle performans, kisinin akil, duygu ve davranis düzeyinde daha önceden kazanmis olduklarinin, belli bir durum ve belli bir zaman kesitinde, eylemsel olarak ortaya konulan seklidir. Insanin performansinin en iyi oldugu durum, onun o alanda varolan potansiyelinin tümünü eyleme dönüstürebildigi durumdur. Ancak esitli iç ve dis etkenler nedeniyle gerçek potansiyelin performansa dönüsmesi zaman zaman güçlesir. Bu etkenlerden biri yüksek kaygidir.
Öyleyse herhangi bir alanda basarili olabilmek için hiç kaygi yasamamak mi gerekir?
Hayir!... Her duygu gibi kaygi da kisinin, yasamini sürdürebilmesi ve yasamdan doyum alabilmesi için gereklidir. Öyleyse amaç, kaygiyi tümüyle ortadan kaldirmak degil, kaygiya yenik düsmemek ve yasanilan kaygiyi belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararimiz için kullanmaktir.
Normal düzeyde bir kaygi kisiye, istek duyma, karar alma, alinan kararlar dogrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansini yükseltme açisindan yardimci olur. Örnegin, bir konferans ya da bir konusma için yasadigimiz orta düzeydeki bir kaygi, bu konusmaya daha iyi hazirlanmamiza ve daha iyi bir performans göstermemize yardimcidir. Hiç kaygi yasamadigimiz durumlarda ise, yapilacak olan isi elden geldigince iyi yapmak için içimizde bir istek olusmadigindan sonuç genellikle olumsuz olur.
Ancak yasanan kaygi çok yogun ise, kisinin, enerjisini verimli bir biçimde kullanmasi, dikkatini ve gücünü yapacagi ise yönlendirmesi engellenir. Kisi potansiyelini tümüyle kullanamaz ve istenen performansa erisemez.
Kaygimiz yükseldigi anda bedenimiz bazi sinyaller gönderir. Kalp atislarinda hizlanma, terleme ya da üsüme, yorgunluk; solunumda güçlük, titreme, mide agrisi, bas agrisi bunlardan bazilaridir. Böyle durumlarda kullanacagimiz bazi yöntemler kayginin basa çikabilir düzeye inmesi için bize yardimci olabilir.
Sinav Kaygisi Nedir?
Sinav öncesinde ögrenilen bilginin, sinav sirasinda etkili bir biçimde kullanilmasina engel olan ve basarinin düsmesine yol açan yogun kaygiya sinav kaygisi denir.
Sinav kaygisi iki ayri boyutta ele alinabilir:
Endise ve yogun duygulanim:
Endise performansa yönelik zihinsel bir süreçtir. Sinav sonucuna iliskin olumsuz düsünce, inanç ve beklentilerden olusur. Yogun Duygulanim kayginin yarattigi fizyolojik uyarim sonucu bedenden gelen ve bedenin olagan isleyis dengesi disina çiktigi mesajini veren sinyallerdir.
Asagidaki bölümde sinav kaygisi yasayan kisilerin, kayginin endise ve duygulanim boyutlarini nasil dile getirdiklerini gösteren bazi ifadeler bulacaksiniz.
Endise
Bu sinavda basarili olamayacagim.
Bu sinav sonunda her sey berbat olacak.
Siniftaki herkes benden daha zeki.
Bu sinavda basarisiz olursam not durumunu bir daha asla düzeltemem.
Sinav sirasinda bildigim her seyi unutabilirim.
Kendimi yetersiz ve eksik görüyorum.
Evdekilerin yüzüne nasil bakarim?
Yogun Duygulanim:
Kalbim yerinden firlayacakmis gibi çarpiyor.
O kadar gerginim ki midem altüst olmus durumda.
Çok perisan bir durumdayim.
Bu sinava girecegim için panige kapildim, elim ayagim birbirine dolasiyor.
Kendimi bir sis bulutu içinde hissediyorum, hiçbir sey bilmiyorum ve hatirlamiyorum.
Gözüm karariyor, midem bulaniyor, soguk soguk terliyorum.
Sinav kaygisi yüksek olan ögrencilerin sinav gününden önce ve sinav günü yasadiklari belirtiler arasinda, uykusuzluk, gerginlik, çarpinti, sinirlilik, karamsarlik, kabus görme, korku, terleme, basagrisi, karin agrisi, solunumda güçlük, istahsizlik, mide bulantisi, bitkinlik, durgunluk gibi belirtilerle kötü not alma v.b. endiseler yer almaktadir.
Ögrenciler, sinav için sinifta beklerken de ellerinde terleme oldugunu, kalplerinin çok hizli çarptigini, baslarinin ya da karinlarinin agridigini fark etmekte; ayrica, gerginlik, sabirsizlik, el titremesi, bütün bildiklerini unutma korkusu, kendine güvende azalma gibi belirtiler yasadiklarini da ifade etmektedirler.
Sinav basladiktan sonra ise su tür kaygi belirtileri ortaya çikabilir: Dikkati toplamakta, sinava baslamakta ve sorulari anlamakta güçlük; bilinen bir soruda hata yapma korkusuna bagli yogun heyecan, kötü not alma beklentisi, öfke, düsünememe, sinavin kötü geçecegine inanma, sürenin yetmeyecegi düsüncesi, zor gelen sorularda panige kapilma ve bazi fizyolojik belirtiler. Ögrencilerin çogu, bu endiselerin ve fizyolojik belirtilerin sinavin ilk 30 –40 dakikasi içinde daha yogun yasandigini, sinavin sonlarina dogru, belirtilen siddetinde bir azalma oldugunu belirtmektedirler.
Görüldügü gibi, yogun sinav kaygisi içindeki kisiler, yalnizca bedensel bazi uyarimlar yasamakla kalmayip, ayni zamanda performanslarinin yeterliligi konusunda da yogun bir endise içine girmektedirler.
Görüldügü gibi, yogun sinav kaygisi içindeki kisiler, yalnizca bedensel bazi uyarimlar yasamakla kalmayip, ayni zamanda performanslarinin yeterliligi konusunda da yogun bir endise içine girmektedirler.
Arastirmacilar, sinav basarisinin düsmesinde endise faktörünün etkisinin, yogun fiziksel uyarima oranla daha fazla oldugunu belirtmektedirler. Çünkü, sinav kaygisinin sinav sirasinda yarattigi olumsuz ve ketleyici etkinin odagi dikkat mekanizmasidir. Kisinin, potansiyelini ortaya koyabilmesi için sinav sirasinda dikkatinin tümünü sinav sorularina yöneltmesi gerekir. Ancak sinav kaygisi yüksek olan kisilerin yasadigi endise, dikkatin bölünmesine ve sinavla ilgili olmayan seylere yönelmesine neden olur. Ögrenci, dikkatini sinav vermekte güçlük çeker ve dikkat, sinav sorulari ile kisinin kendi performansina iliskin yorum ve degerlendirmeleri arasinda bölünür. Bir süre sonra ögrenci, dikkatinin çogunu akademik basarisiyla ilgili olumsuz yorum ve degerlendirmelere yöneltir. Basarisindan kusku duyar ve digerlerinin kendisinden daha üstün performans gösterecegini düsünür. Böylece sinava odaklanmasi gereken zihinsel enerji, hedefinden uzaklasip dagilir ve ögrencinin gösterdigi performans, potansiyelinin çok altina düser.Hipnoz ve gevseme yöntemleriyle kaygilarin üstesinden rahatlikla gelebilirsiniz
PANIK ATAK NEDIR ?
1. Çarpinti 2. Terleme ve titreme 3. Gögüs agrisi veya sikintisi 4. Bas dönmesi ,bayilacakmis hissi 5. Derealizasyon veya Depersonalizasyon (Dis dünya veya kendisi gerçekligini kaybetmis hissi) 6. Ölüm korkusu 7. Kontrolünü kaybedecegi ya da çildiracagi korkusu 8. Uzuvlarda uyusma ve karincalanma 9. Üsüme ve ates basmasi
Bu gibi belirtilerin en az dördünün herhangi bir dis uyariya bagli olmaksizin ortaya çikan korku ve bunalti dalgasidir.
Panik atak ,endiseli ve panik düsüncelerin olusturdugu büyük korkularin fiziksel yansimalaridir. Panik, farkinda olmadan ögrendigimiz hareketler sonucunda olusur. Yapmamiz gereken bu hareketi yapmamayi ögrenmektir.
ÖRNEK : Süper markette kalp çarpintisi – sartlanma
Korktugunuz , süper market degil , oraya giderseniz bir panik atak yasama olasiliginizdir.
PANIK ATAGI ÖNLEME ÇALISMALARI
Panik atak iki asamali bir çalismayla önlenebilir:
1. Kisinin içten içe yasadigi endise duygusunu kontrol altina alarak panige kapilma korkusunu azaltmak.
2. Panik yaratabilecek olaylardan ve duygulardan kaçmamak.
Panik atak tehlikeli degildir ve panik yaratan olaylarla yüzlesmeliyiz.
SAKINLESMEK IÇIN YENI YÖNTEMLER
Endisenin olusturdugu fiziksel rahatsizliklari azaltma yöntemleri: Eger panik ataktan sikayetçi iseniz , büyük bir olasilikla gergin bir hayatiniz vardir ve kendinizi büyük bir baski altinda hissediyorsunuzdur. Stresli bir ise baslamadan önce ve is sirasinda düzenli, yavas ve sakin nefes almak, bazi insanlara çok yardimci olur. Böyle nefes almanin kolay yolu, burundan derin ve yavas bir nefes almaktir.
Bir diger yöntemde kendinize sakinlestirici sözler söylemenizdir.
ÖRNEK : sakinles , rahatla ya da baris gibi.
Bir baska yöntem , nefes alma tekniklerini , canlandirma yöntemi ile (imajinasyon ) birlestirmektir. Günesli bir günde kumsalda yattiginizi hayal edin. Sicak günes sirtinizda ve sicak kumlar altinizda. Nefesinizi diyaframinizda yogunlastirin ve her nefes alisinizda “ sicak “ , her verisinizde de “ rahatla “ sözlerini tekrarlayin ve kaslarinizi gevsetin.
YÜZLESME YÖNTEMLERI
1. Endiseden olusan reaksiyonlar dogaldir ve zararli degildir.
2. Yavas ve derin nefes almayi ihmal etmeyin
3. Gerçekten yasadiginiz olaylara odaklanin – olmasindan korktuklariniza degil
4. Korkunuzun azalmasini bekleyin ve gözlemleyin
PANIK DOLU DÜSÜNCELER VE AKILCI ALTERNATIFLER
1. Panik dolu düsünce : “Ben her zaman....da panige kapilirim.”
Akilci alternatif : “Ben olasiliklari düsündügümde panige kapilmam.”
2. Panik dolu düsünce : “Ya bayilirsam”
Akilci alternatif : “ Daha önce panige kapildigim için hiç bayilmadim.”
3. Panik dolu düsünce : “ Kalp krizi geçirecegime eminim.”
Akilci alternatif : “Panikten olusan bedensel tepkiler tehlikeli degildir. Vücudum yalnizca korkumu yansitiyor.”
4. Panik dolu düsünce : “Ölebilirim.”
Akilci alternatif : “ Simdiye kadar kimse panikten ölmedi.”
NE YAPMALI ?
Endiseye kapildiginiz bir durumda , endisenizin çogalarak panik ataga dönüsecegine mi inaniyorsunuz? Yapmaniz gereken birkaç önemli ipucu :
• Düsüncelerinize meydan okuyun
• Basariya ulasmak için pratik yapin
• Kendinizle konusun
• Gerçekten ne hissettiginizi ayirt edin
• Problemlerinizi tek tek çözmeye çalisin
• Basarilarinizi hatirlayin
• Kendinizi cesaretlendirin
• Arkadaslarinizda , ailenizden ve/veya bir terapistten destek alin
Sindirim Sistemi Hastaliklarinda Hipnoz

Sebebi psikolojik olan, hazimsizlik,barsak tembelligi,ülser tedavisi,ülseratif kolit ve dispeptik sikayetlerde hipnozdan basarili bir sekilde yararlanilmaktadir.
Kadin Hastaliklarinda Hipnoz

KADIN HASTALIKLARI VE DOGUMDA HIPNOTERAPI
 

Kadin hastaliklari ve dogumda hipnoz suralarda kullanilir:
1- Koitus korkusu.
2- Psikoseksüel problemler.
3- Menopoz sikayetleri.
4- Dismenore.
5- Gebelik korkusu.
6- Gebelik bulanti ve kusmalari.
7- Düsük yapma korkusu.
8- Agrisiz dogum.
Cerrahide Hipnoz

Cerrahide hipnoz iki sekilde uygulanmaktadir. A- Ameliyat öncesi, kisinin ameliyata hazirlanmasi, ameliyat ile ilgili korkularinin giderilmesi ve ameliyathaneye yürüyerek gidebilecek kadar rahatlamasi, % 5’lik hafif grubu dislayacak olursak daha derin hipnoz konsantrasyonunu yasayan, orta, derin ve çok derin grubu olusturan % 95’lik grupta % 90 oraninda basarilmaktadir. Bu grup ameliyatlarinda narkoz veya diger anestezik solüsyonlar kullanilsa bile moral ve ameliyat öncesi rahatlik açisindan hipnozdan yararlanilmaktadir. Ayni grup ameliyat sonrasi agrilari azaltmakta, daha çabuk sifaya kavusmakta da hipnozu kullanmaktadirlar. B- Alerji, solunum gibi nedenlerle anestezi yapilmasi sakincali olanlardan hipnozu çok derin yasayan % 15’lik grupta ameliyatlar, konusarak ve sarki söyleyerek, hatta gözler açik izleyerek rahat bir ortamda hiçbir anestezik maddeye gerek duyulmadan yapilmaktadir. Kisiler ameliyathaneye yürüyerek gelip, ameliyat masasina kendiliklerinden çikabilmekte ve hipnoanestezi altinda saatlerce sürsede sikilmadan bikmadan, huzur içersinde, doktorlarina yardimci olarak ameliyat olabilmektedirler. Bu konuda rahmetli hocamiz Operatör Dr. Hüsnü Izmet Öztürk vefatina kadar kayitlara geçmis binin üzerinde operasyon yapmistir. Bu operasyonlarin 250 tanesi mide, guatr, barsak, apandisit, safra kesesi, sezeryanla dogum gibi saatlerce devam eden büyük operasyonlardir. Bu operasyonlar sirasinda; safra kesesi operasyonlarinda batindaki rahatlik ve gevseklik, guatr operasyonunda, operasyon sirasinda konusma ve sarki söyleme gibi dogalliklara, kanama azligi, operasyon sonrasi rahatlik ve daha çabuk iyilesme gibi ayricaliklar saglanabilmektedir. Dis hekimligi operasyonlarinda ise hastadaki rahatliga tükrük miktarinda (salivasyonda) azalma, bulanti refleksinin denetimi, uzun süre yorulmadan agzi açik tutma, agiz içi aparatlara uyum ve operasyon sonrasi bakim, ilaç kullanimi gibi hekim isteklerine uyum üst düzeyde gerçeklesmektedir
Kilo ve Hipnoz
Günümüzde kilo sorunu pek çok kisiyi ilgilendirmektedir. Bu konu milyarlarca dolarlik bir is kolu haline gelmistir. Özellikle hanimlar yazi karsilarken, ileri yaslardaki beyler saglik nedeniyle zayiflama yöntemlerinden yardim

beklemektedirler.
Genel olarak kilonun olusmasinda su basliklar önem kazanmaktadir.
A- Psisik yeme aliskanligi,
B- Kullanilan ilaçlar nedeniyle açiga çikan kilo,
C- Organik nedenlere dayanan beslenme kusurlari,
D- Diger nedenler,
A- Psikolojik yeme aliskanligi, bedensel nedenlerin disinda kisinin sinirlenip, sikilip, heyecanlanip, gerilip, yemekle rahatlama düsüncesiyle baslayan, doyma sinirini asip hastaliga dönüsen bir yaklasimdir.
Günlük yasantisindaki sorunlari, esi veya arkadasiyla olan seksüel sorunlari tatminsizlik düzeyine erisince, daha çok hanimlarda karsilasilan ve yeme egilimine dönen, beslenme kusuru fazla kilolarin sik rastlanan psisik örneklerini olusturmaktadir. Sinirli gergin anlarda kisi sanki hinç alircasina atistirmaktadir. Bir türlü tokluk esigine erisilemez ve ne varsa yenilir. Kisinin ruh yapisi ve insan iliskilerinden kaynaklanan kilo problemleriyle yüksek yüzdeyle karsilasilmaktadir.
B- Kullanilan ilaçlara bagli olan kilo problemleri; adindan da anlasildigi gibi tedavi amaçli ilaçlarin istahi açmasi ve yeme egilimini tirmandirmasi nedeniyle kilo olusmaktadir. Bu tür kilolarda ilaç alimi kesildiginde, kisiler büyük çogunlukta eski hallerine dönebilmektedirler.
C- Organik nedene dayanan beslenme bozukluklari; sayet tibbi tedavi sonucu ortadan kaldirilabiliyorsa, sorun hemen hemen çözümlenebilmektedir. Bu bölümde nedenleri biraz açacak olursak; özellikle metabolizmanin yeterince çalismamasina bagli, hormonsal dengedeki bozukluktan kaynaklanan beslenme sorunlari, istah ve irade merkezindeki kontrol bozukluklari, kalitimsal nedenler, kadinlarda periodik dönemlerle ilgili sorunlar, hazim sistemi sorunlari, bagirsak tembelligi gibi nedenler öne çikmaktadir.
D- Diger nedenlerden kaynaklanan beslenme bozukluklarini kisaca söyle adlandirabiliriz: Mutfak aliskanliklari, düzensiz yeme, hizli yeme, yenilen yemek çesitleri, ikram ve israrlar ön plana çikmaktadir.
Nedeni ne olursa olsun dogal sebeplerden ve psisik alanlardan kaynaklanan kilolarin verilmesi, kisinin istemine ve arzusuna baglidir. Kararli bir kisi kendi özgür iradesiyle kendini yönlendirir ve kontrolü saglayarak hedefe ulasir. Günümüzde bu kolay olmamaktadir. Kisi çesitli tanitimlara bagli olarak kendince kisa yolu seçmekte, kendine ve kesesine uygun bir rejimi uygulamaya baslamaktadir. Rejimin bittigi yerde yeniden eski hale gelinmesi veya yanlis ve kontrol disi rejim nedeniyle bedensel ve ruhsal çözüntüler yasanmaktadir.
Kilo ve beslenme ile saka yapilmaz. Fazla kilolari olan bir kisinin önce saglik

kurumunda kontrolleri yapilarak asiri kilonun nedenleri tespit edilmelidir. Kisiye uygun bir diyetle ve kisinin boy-kilo dengesine bagli zayiflama takvimi hazirlanmali; olay, uzman kontrolünde ve bilimsel olarak tamamlanmalidir.
Dogrudan hipnozla zayiflanmaz. Hipnoz; saglik kontrolleri yapilmis, zayiflamasi gereken gönüllülere, bilinçli ve dengeli beslenme aliskanligini kazanmasini saglamakla, tüm yasantisi boyunca bireysel kontrolü benimseten bir metot olarak düsünülebilir. Nitekim, biraz sonra hipnoz telkini kisminda okuyacaginiz gibi; kisinin irade ve istah merkezini yönetmesinde, kuralina uygun ve zamaninda beslenmesinde, psisik yeme aliskanligini denetlemesinde ve kilo verme dönemlerinde kalorili yiyeceklerden aldigi lezzet ve tat olgusu köreltmekte, hazim sistemi islevlerinin hizlandirilmasi komutlari yaptirima dönüstürerek bütünüyle sanki süzülerek hedefe ulasmasina destek olmaktadir. Hedefe erisen kisinin tüm yasantisi sirasinda self kontrolle dengeyi kurarak yasam boyunca saglikli bir beden kazandirmaktadir.
Diger metotlarla yapilan zayiflamalar geçici olmaktadir. Rejimin ve denetimin bittigi yerde kaybedilen kilolar tekrar alinmaktadir. Burada asil olan kontrolün saglanmasidir. Bilinçli ve dengeli beslenerek sagliksal ve estetik kayiplar vermeden sürdürülmesidir.
Hipnozun avantaji, kisinin bilinçli ve dengeli beslenmesini ögrenmesiyle baslar, psisik sorunlarin yemegin ötesinde çözümlenmesi ile devam eder, diger sorunlarin hipnoz altinda önemsizlesmesiyle, kendi iradesiyle uygun diyete açlik çekmeden eriserek, lezzet ve tat dünyasina hükmederek ve nihayet yakma ve hazim sisteminin daha da hizlanmasiyla basarilmasidir.
Her konuda oldugu gibi, Bilinçli Hipnoz Merkezi’ne basvuran kisilere yapilan iyi bir sorusturmayla hedef belirlenir. Standart hazirlama ve motivasyondan sonra ise, seanslara geçilir
Sigara ve Aliskanliklardan Kurtulma

Günümüzde sigara içmenin gereksiz bir aliskanlik oldugu, sagliga zarar verdigi ve kisiyi ikinci sinif bir vatandasa dönüstürdügü kabul edilmektedir. Hemen hemen hergün sigara aliskanligi nedeniyle sagligini kaybedenlerin kazandiklari rekor tazminatlar medyada duyurulmaktadir. Bilim ve teknoloji ilerledikçe, laboratuar arastirmalari gelistikçe, tütünün zararlari ve gereksizligi daha da açiga çikmaktadir. Herhangi bir nedenle olursa olsun, daha genç yaslardan baslayarak kazanilmis bu aliskanliktan kurtulmak yüzmilyonlari ilgilendirmektedir. Gerçekten, sigara birakildiktan en geç bes gün sonra bedensel ihtiyaç sifira inmektedir. Çesitli metot ve uygulamalar sigaraya son verme istegine cevap vermeye çalismaktadir. Sigara agirlikli bir psisik aliskanliktir. Bu aliskanliktan kurtulmak isteyen kisi kendi özgür irade ve arzusuyla birakmaya çalisir. Ne var ki bazen bu istek olumlu sonuçlanamaz. Özellikle bizim gibi gelismekte olan ülkelerde daha çok olmak üzere sigara ikram vesilesi oldugundan bireyi zorlamaktadir. Sigara, uyusturucalarda görülen bagimlilik ve yoksunluk duygusu yapmaz. Aradaki bag tamamen psikolojik ve biraz da fizyolojiktir. Sigarayi birakmanin temel kurali sigarayi birakmaya karar vermekle baslar. Birey kendi iradesiyle de birakabilir, ancak herkes bunu basaramaz. Iste o zaman bir araciya, bir rehbere ihtiyaç vardir. Aliskanligi zihninden silip atmada hipnoz iyi bir aracidir, uygulayan ise kisinin istemini pekistiren rehberdir. Bu güne kadar Bilinçli Hipnoz Merkezi olarak yüzlerce sigara birakma olayina katkida bulunduk. Yüzde 90’lara yaklasan bir oranda basarabildik
Oto Hipnoz (Kendi Kendine Hipnoz)

Bir kisinin kendi kendini hipnoz edemiyecegine dair eski bir inanç vardir ve bu hipnoanaliz için de geçerlidir. Hipnoanaliz gidiklama veya giciklanmaya benzer. Kisinin kendi kendini hipnoanaliz etmesi oldukça zordur. Yine de rahatlama, anestezi ve sinirli diger durumlar için self hipnoz uygulanabilir ve de sürekli durumlar için de self hipnozu tavsiye etmeyi düsünebilirsiniz. En etkili olacak olani, hasta tamamen kendinde olmaya yakin olmali ve hasta genel hipnoz hakkinda adamakilli bilgi sahibi olmali. Eger hasta transta iken telkinler verilirse, self hipnozu ögrenme daha kolay olacaktir. Hastanin düzenli seanslari esnasinda yararli olana paralel bir metod seçimi yapilacaktir. Sizin tavsiye ettiginiz önerilerin takviyesi için hasta self hipnozu kullanabilir. Bir hipnotik transda telkinle hastaya "Sen benim seninle oldugumu ve sana yaptigim gibi sana hipnoz için verdigim önerileri düsünerek kendi kendini hipnotize edeceksin. Sana vermis oldugum ve senin kendi kendine verebilecegin ayni uyanma telkinlerini verebileceksin ki self hipnozdan uyanmama korkusuna sahip olmana gerek kalmasin. Ilave olarak sizin otomatikman uyanabilmeniz için biri sizin yaninizda olmali ya da baska bir kisi hipnotik durum esnasinda size gereklidir." Self hipnozu basarmak için kullanilan daha az yaygin yollar veya metodlar vardir. Bunlar, kasetçalar ile hastayi hipnotize ederek tedavi etmek, tedavi edici öneriler veya telkinler ve kendi yönteminizle uyanmak gibi çesitli metodlari içerisine alir. Hipnoz sonrasinda hasta kaset çalacak ve daha sonraki hayali durumlarda hasta kendi kendine hipnotik duruma girebilecektir. Yazili telkinlerle ve ayni yolun uygulanmasiyla bu basarilmistir. Asagidaki örnek Cinsel Problemlerde Hipnoterapi adli kitabimizdan alinmistir. A. TEMEL OTOHIPNOZ : Cinsel Problemlerde Hipnoterapi'de birinci basamak, temel self-hipnozun ögrenilmesidir. Temel self-hipnozu iyice ögrenmenizden sonra, onu kendi spesifik cinsel ihtiyaçlariniza nasil adapte edeceginizi bölüm alti ve yedide göreceksiniz. Temel otohipnoz bes fazdan olusur: 1. Dogal ritmik solunum. 2. Bilimsel vücut gevsemesi. 3. Olumlu hayal kurma. 4. Oto-telkin. 5. 'Reentry' (Geri Dönüs) B. DOGAL RITMIK SOLUNUM Dogal ritmik solunum, vücudunuzu kendi solunum ritmini bulmaya birakmanizi mümkün kilar. Derin derin nefes almak için, kendinizi zorlamaniza gerek yoktur. Sadece, kendinizi uyuyan bir bebegin rahatligi ve sükunetiyle nefes almaya birakin. Fizyolojik olarak, dogal ritmik solunumun, vücudun gevsemis bir durumda kalmasina yardim ederek, sempatik sinir sistemi fonksiyonu azaltma egilimi vardir. Sinir sisteminizin sempatik bölümü, vücudunuzun kendi normal kapasitesinin üstünde zorlanmasindan sorumludur. Stress veya tehlike zamanlarinda, tehlikeyi karsilamasi gereken bütün organlar aktive edilir. Sempatik sistem kalp hizini artirir, her vurusta daha fazla kan pompalanmasina sebep olur. Göz pupillerinizi genisletir, görme duyarliliginizi artirir. Ilave adrenalin yapilir ve bu da, karacigerinizi daha fazla glikoz üretmesi için uyarir. Stresi karsilamak için ihtiyaç duyulmayan organlara (mide gibi) giden kan azaltilir. Buna, tehlikeye cevap olarak, vücudun savasmasi veya kaçmasi denir, çünkü, vücut tehlikeyle yüzyüze gelme veya ondan kaçma yoluyla hayatta kalmanin yolunu arar. Bu savasma veya kaçma durumunda kalma, vücudun yipranmasina ve hirpalanmasina yol açar. Dogal ritmik solunum, vücudunuzu rahatlatmaya yardim etmek ve normal fonksiyonuna geri döndürmek için bir yoldur. Sürekli ve düzenli solunum yoluyla, sempatik sinir sisteminin rahatlatilmasi, psikolojik faydalar da saglar. Rahatlik hissini artirir, sinirliligi yatistirir, düsünce mekaniginde rahatlama yapar ve iyilik hissini uyandirir. Basitçe dogal ritmik solunum, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bütün vücudun stresten uzak fonksiyonunu saglar. Bu solunum tipinin faydalarini, modern bilim adamlari gibi, eski yoga filozoflari da biliyorlardi. Dogal ritmik solunum, fiziki aktiviteden uzaklasmaniza izin verir, böylece zihni hipnotik tecrübe için hazirlar.
Cinsel Problemlerde Hipnoz
Nedeni psikolojik kaynakli olan cinsel problemlerin tedavisinde
hipnoterapi farkli bir yaklasim olarak karsimiza çikmaktadir. Hipnoanaliz, direk-indirek telkinler, davranislarin degistirilmesi ve ögretilmesi bazinda hipnozda kullanilan metodlardir.
Cinsellik, cinsel haz ve doyum insan neslinin çogalmasi için yaradanin bize verdigi içgüdüsel bir yetenektir. Hepimiz dogustan bu hazza sahip olmamiza ragmen sonradan ögrenilen ve yasanilan yanlislarla bilinçaltimizi doldururuz.
Bilinçaltimiz, bir konunun dogru yada yanlis olmasi, kar yada zarar vermesi ile ilgilenmez. Sadece alinan kararlar dogrultusundaki emirleri uygular...Hedefi; verilen görevleri organizmaya zarar versin yada vermesin hayata geçirmektir.
Arkadas çevresinden, kulaktan dolma bilgiler, yasanan olumsuz deneyimleri bilinçaltimiz alir ve hemen uygular. Bunun neticesinde; Libidoda azalma ( cinsel istek ve arzu azalmasi), Vajinismus ( Vajinanin cinsel birlesmeye izin vermemesi), cinsel birliktelik sirasinda haz almama ve/veya orgazma ulasamama gibi ürkütücü sorunlar karsimiza çikar. Yasanan sikintilar önceleri bir kartopu büyüklügündeyken zaman geçtikçe yuvarlanir çapi artar ve bir çiga dönüserek bütün yasaminizi çikmaza sokar, yasamdan beklentilerinizi , umutlarinizi ezer geçer...
Artik dogustan getirdiginiz cinsel dürtüler size anlamsizlasir, bir sey ifade etmez olur. Yasaminiz farkinda olmadan bilinçaltiniza yüklediginiz görevler nedeniyle sizler için dikenli bir gül bahçesine döner...
Var olan gül bahçesinde yeniden bülbül seslerini duyabilmenin bir yoluda hipnoz altinda davranislariniza yönelik terapi ve sayet varsa geçmise yönelik cinsel travma onariminin yapilmasi gerekliligidir. Hipnotik terapinin dikkatimizi çeken en büyük özelligi “Re-programming” diye tabir edilen bilinçaltinin yanlis kodlamalarinin dogrulariyla degistirilmesidir.
Hissetmediginiz, ögrenmediginiz bir deneyimi yasayabilir misiniz ? Yada yanlislarla doldurulmus bir ögretiden sonra cinsellikten haz alabilir misiniz ?
Iste bu noktada hipnoz ve hipnotik telkinler devreye girer. Seanslarda ögrendiginiz dogrular sizin yasaminizda yepyeni bir sayfa açar. Tipki bisiklete binmeyi ögrenmek gibi...Önceleri iki tekerlek üzerinde durmak ne kadar zorsa da bir kere ögrendiniz mi bir daha unutmazsiniz...

RENKLERLE TEDAVİ

Renklerin gizemli dünyasini ögrenmek için önce isigin ne oldugunu bilmek gerekir. Isik, sekli ve rengi olusturan, bir tür elektromanyetik enerjidir.
Isik ve Renk Iliskisi

Renklerin gizemli dünyasini ögrenmek için önce isigin ne oldugunu bilmek gerekir. Isik, sekli ve rengi olusturan, bir tür elektromanyetik enerjidir. Günes tarafindan çesitli dalga boylarinda üretilen bu enerji, cisimlerden yansiyip, göz tarafindan algilandiginda, isik görülmüs olur. Isik bir cisme çarpip yansima yapana kadar, gözle görebilme olanagini olmaz. Renk ise, isigin ayrilmaz bir parçasidir. Isik, degisik dalga boylarina dönüstügünde, emildiginde veya kirildiginda çesitli renkler ortaya çikar.

Renk, bir isik frekansinin belli oranda yogunlasmasi sonucunda ortaya çikar. Renkler üç temel gruba ayrilir:

1. Ana renkler grubu; kirmizi, sari ve mavi.
2. Ara renkler grubu; yesil, turuncu, mor
3. Ana ve ara renklerin karisimindan meydana gelen gruptur.

Renklerin bir baska özelligi ise, bilinç dünyasini en derin noktalarina kadar uyarma gü